Bir trafik kazasında, sürücünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 84'te sayılan 'asli kusurlu' hallerden birini (örneğin kırmızı ışıkta geçme) ihlal etmesi, ceza hukuku açısından eyleminin otomatik olarak 'bilinçli taksir' sayılması için yeterli midir? Ceza mahkemesi hakiminin, trafik bilirkişisi tarafından verilen kusur oranı raporu ile bağlılığı ne düzeydedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185279

Hayır, yeterli değildir. KTK m. 84'teki asli kusur halleri, hukuki sorumluluğun (tazminat vb.) belirlenmesinde temel bir ölçüt olsa da, ceza hukuku açısından 'bilinçli taksir'in varlığını otomatik olarak ispatlamaz. Bilinçli taksir (TCK m. 22/3), failin neticeyi öngörmesi ancak istememesidir. Kırmızı ışıkta geçen bir sürücü, bu davranışının bir kazaya yol açabileceğini öngörmesine rağmen 'bir şey olmaz' diyerek, şansına veya becerisine güvenerek hareket etmiş olabilir. Bu durum bilinçli taksire işaret eder. Ancak, sürücünün bir anlık dalgınlık veya dikkat eksikliği ile ışığı fark etmemesi halinde eylem 'basit taksir' olarak kalır. Dolayısıyla, asli kusurlu olmak bilinçli taksir için güçlü bir karine oluştursa da, mahkeme failin sübjektif durumunu (öngörüp öngörmediğini) somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirmelidir. Ceza mahkemesi hakimi, trafik bilirkişisinin verdiği kusur oranı raporu ile bağlı değildir. Bilirkişi raporu, HMK'da olduğu gibi CMK'da da bir 'takdiri delil'dir. Hakim, bilirkişinin tespit ettiği teknik verileri (hız, fren izi, sinyalizasyon durumu vb.) dikkate alır, ancak bu teknik verilere dayanarak 'kusurluluk' oranını ve niteliğini (basit taksir/bilinçli taksir) kendisi serbestçe takdir eder. Bilirkişi, hukuki nitelendirme olan kusur tespiti yapamaz, sadece teknik tespitlerde bulunabilir.