6100 sayılı HMK'nın 388. maddesi, çekişmesiz yargı kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini düzenler. Bu kuralın pratik sonucu nedir? Örneğin, bir asliye hukuk mahkemesi tarafından verilen 'tapu kaydında düzeltim' kararı sonrasında, bu kararın hatalı olduğunu iddia eden üçüncü bir kişi hangi hukuki yola başvurmalıdır? Yargılamanın yenilenmesi (HMK m. 374 vd.) bu durumda uygun bir yol mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185274

Bu kuralın pratik sonucu, çekişmesiz yargı kararlarının, koşullar değiştiğinde veya kararın yanlış olduğu yeni delillerle ortaya konduğunda, aynı mahkeme veya başka bir mahkeme tarafından değiştirilebilmesi veya iptal edilebilmesidir. Bu kararlar, aksi ispatlanana kadar geçerli olan, ancak taraflar arasında kesin bir hak-borç ilişkisi yaratmayan kararlardır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/4858 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu kaydında düzeltim davası bir çekişmesiz yargı işidir. Bu kararın hatalı olduğunu iddia eden üçüncü bir kişi için 'yargılamanın yenilenmesi' yolu uygun değildir. Çünkü yargılamanın yenilenmesi, kural olarak çekişmeli yargıda verilen ve maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur. Doğru hukuki yol, hak iddiasında bulunan kişinin, önceki çekişmesiz yargı davasının taraflarını (düzeltim isteyen ve tapu müdürlüğü) davalı göstererek, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 'çekişmeli' bir 'tapu iptali ve tescil' veya 'tespit' davası açmasıdır. Bu yeni davada, önceki kararın yanlışlığını ispat ederek, tapu kaydının tekrar eski haline getirilmesini veya kendi hakkının tescilini talep edebilir. Bu durum, veraset belgesinin iptali davalarındaki usule benzer.