Bir boşanma davasında, taraflardan birinin diğerine karşı fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve aşağıladığı, diğerinin ise güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu (örneğin sosyal medyadan başkalarıyla flörtöz yazışmalar) tespit edilmiştir. Yargıtay'ın kusur belirleme pratiği açısından, bu eylemlerin ağırlığı nasıl karşılaştırılır? 'Eşit kusur' kararı verilirken hangi kriterler göz önünde bulundurulur?
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda kusur tespiti yapılırken, eylemlerin niteliği ve ağırlığı karşılaştırılır. Fiziksel şiddet, genellikle diğer kusurlu davranışlara göre daha ağır bir kusur olarak kabul edilir. Hakaret, aşağılama gibi kişilik haklarına yönelik saldırılar da ağır kusur sebebidir. Güven sarsıcı davranışlar (sadakat yükümlülüğünün ihlali) da önemli bir kusur olmakla birlikte, genellikle fiziksel şiddet kadar ağır sayılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/4655 E. sayılı kararında olduğu gibi, mahkemeler tarafların tüm kusurlu davranışlarını bir bütün olarak değerlendirir. 'Eşit kusur' kararı, tarafların boşanmaya yol açan olaylarda benzer ağırlıkta kusurlu eylemlerde bulunduklarının tespiti halinde verilir. Örneğin, bir eşin fiziksel şiddetine karşılık diğer eşin de sürekli hakaret etmesi veya evi sık sık terk etmesi gibi durumlarda, her iki tarafın da evlilik birliğini temelinden sarsacak derecede ağır kusurlu olduğu kabul edilerek 'eşit kusur' sonucuna varılabilir. Bu değerlendirme, tazminat ve nafaka taleplerinin sonucunu doğrudan etkiler.