Bir yabancı hakkında, 'kamu düzeni, kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu' (YUKK m. 54/1-d) gerekçesiyle sınır dışı etme kararı verilmiştir. Bu gerekçenin soyut ve genel ifadelerle belirtilmesi yeterli midir, yoksa idarenin bu tehdidin varlığını somut olgu ve delillerle ortaya koyması gerekir mi? Bu karara karşı açılacak bir iptal davasında, idare mahkemesinin denetiminin kapsamı ne olmalıdır?
Hayır, bu gerekçenin soyut ve genel ifadelerle belirtilmesi yeterli değildir. İdare, temel hak ve özgürlükleri (özellikle AİHS m. 8 özel ve aile hayatına saygı hakkı) ağır şekilde kısıtlayan sınır dışı etme kararını verirken, 'kamu düzeni tehdidi' gibi bir gerekçeyi somut, güncel ve kişiselleştirilmiş olgu ve delillerle desteklemek zorundadır. Yabancının hangi somut eyleminin veya durumunun kamu düzenini nasıl bir tehdit altına soktuğunu, bu tehdidin ciddiyetini ve güncelliğini kararında açıkça ortaya koymalıdır. Örneğin, kişinin bir suça karışması, terör örgütleriyle iltisaklı olduğuna dair somut istihbari bilgiler veya bulaşıcı bir hastalığı yayma riski gibi. Bu karara karşı açılacak bir iptal davasında, idare mahkemesi, idarenin bu takdir yetkisini kullanırken hukuka uygun hareket edip etmediğini denetler. Bu denetim, idarenin yerine geçerek 'yerindelik denetimi' yapmayı içermez, ancak 'sebep' unsurunun (yani kamu düzeni tehdidinin) somut olarak var olup olmadığını, kararın ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığını ve kararda bariz bir takdir hatası bulunup bulunmadığını inceler. İdarenin somut gerekçe gösteremediği, soyut iddialara dayanan sınır dışı kararları, idari yargı tarafından iptal edilir.