Bir ceza davasında, olayın tek görgü tanığı duruşmaya gelmemiştir. Mahkeme, bu tanığı dinlemek yerine, soruşturma aşamasında verdiği ifadenin duruşmada okunmasıyla yetinerek karar verebilir mi? Bu durumun CMK m. 210/1 açısından hukuka uygunluğunu ve 'doğrudan doğruyalık' ilkesi açısından doğuracağı sakıncaları tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185256

Hayır, veremez. Eğer tanık, olayın 'tek delili' veya 'kilit tanığı' ise, mahkeme bu tanığı mutlaka duruşmada dinlemek zorundadır. Soruşturma ifadesinin okunmasıyla yetinilmesi, CMK m. 210/1'e ve ceza muhakemesinin temel ilkelerine aykırıdır. CMK m. 210/1, tanığın duruşmada hazır bulunmasının 'mümkün olmaması' (örneğin ölmesi, akıl hastalığına yakalanması, nerede olduğunun bilinememesi gibi) halinde önceki ifadesinin okunabileceğini istisnai olarak düzenlemiştir. Tanığın duruşmaya gelmemesi, bu istisnalar kapsamına girmez. Mahkemenin, zorla getirme müzekkeresi gibi yasal yolları kullanarak tanığı duruşmaya getirmesi gerekir. Bu kuralın dayandığı 'doğrudan doğruyalık' ilkesi, mahkemenin delille aracısız temas kurmasını gerektirir. Yargıç, tanığı bizzat dinleyerek, beyanlarının doğruluğunu, tutarlılığını, samimiyetini ve hal ve tavırlarını gözlemleyerek bir kanaat oluşturmalıdır. Hazırlık ifadesinin okunması bu imkanı ortadan kaldırır. Ayrıca, sanığın ve müdafiinin tanığa soru sorma ve beyanlarını çürütme hakkı (çelişmeli yargılama ilkesi) da engellenmiş olur. Yargıtay 6. CD'nin 2008/19815 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, olayın tek görgü tanığı dinlenmeden karar verilmesi hukuka aykırıdır ve bozma nedenidir.