Soruşturma aşamasında tanıklıktan çekinme hakkı bulunan bir tanık (örneğin sanığın kardeşi), bu aşamada ifade vermiş ancak kovuşturma aşamasına geçildiğinde tanıklıktan çekinmiştir. Bu tanığın soruşturmada verdiği ifadenin duruşmada okunarak delil olarak kullanılması CMK hükümlerine göre mümkün müdür? Bu kuralın 'doğrudan doğruyalık' ilkesi ile bağını açıklayınız.
Hayır, mümkün değildir. CMK m. 210/1, bu durumu açıkça düzenlemiştir: 'Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesi okunamaz.' Bu kural, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'doğrudan doğruyalık' (vasıtasızlık) ilkesinin bir gereğidir. Bu ilke, mahkemenin delillerle doğrudan temas kurmasını, tanığı bizzat dinleyerek, hal ve tavırlarını gözlemleyerek bir kanaate varmasını gerektirir. Tanıklıktan çekinme hakkı, tanığa tanınmış kişisel ve vazgeçilmez bir haktır. Kovuşturma aşamasında bu hakkın kullanılması, soruşturma aşamasında (belki de hakkını tam bilmeden veya baskı altında) verdiği ifadenin hukuki değerini ortadan kaldırır. Duruşmada dinlenemeyen ve beyanları çelişmeli yargılama ilkesi uyarınca tartışılamayan bir tanığın önceki ifadesine dayanarak hüküm kurulması, adil yargılanma hakkını ihlal eder. Dolayısıyla, bu ifade yok hükmündedir ve delil olarak değerlendirilemez. (Bkz. Yargıtay CGK., 3.11.1986, 1/261-485)