Ceza yargılamasında 'delillerin tartışılması' (CMK m. 216) aşamasının adil yargılanma hakkı açısından önemi nedir? Bu aşamada taraflara söz verilme sırası nasıldır ve 'son sözün sanığa verilmesi' kuralının ihlali ne gibi bir sonuç doğurur?
Delillerin tartışılması aşaması, 'yüz yüzelik', 'sözlülük', 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin somutlaştığı en önemli aşamadır. Bu aşamada, duruşmada ortaya konulan tüm deliller (tanık beyanları, bilirkişi raporları, belgeler vb.) taraflarca değerlendirilir, lehe ve aleyhe olan yönleri tartışılır ve mahkemenin kararını bu tartışmalar ışığında oluşturması hedeflenir. Mahkeme önünde tartışılmayan bir delil, kural olarak hükme esas alınamaz (CMK m. 217). CMK m. 216'ya göre söz verilme sırası şöyledir: 1) Katılan veya vekili, 2) Cumhuriyet savcısı, 3) Sanık ve müdafii veya kanuni temsilcisi. Taraflar birbirlerinin beyanlarına cevap verebilirler. Ancak en sonda, 'hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir' (CMK m. 216/3). Bu kural, savunma hakkının en temel güvencelerinden biridir. Sanığa son söz hakkının verilmemesi, Yargıtay tarafından 'mutlak bozma nedeni' olarak kabul edilmektedir (CMK m. 289/1-h). Çünkü bu, sanığın savunma hakkının en ağır şekilde kısıtlanması anlamına gelir ve adil yargılanma hakkını temelden zedeler.