Bir sanığın sorgusu yapılırken, duruşma tutanağında kimlik tespitinin yapılmadığı, yasal haklarının hatırlatılmadığı ve iddianamenin okunmadığı anlaşılmaktadır. Bu usuli eksikliklerin her biri, CMK hükümleri açısından nasıl birer ihlal teşkil eder ve bu ihlallerin toplamı sanığın hangi temel hakkını zedeler? Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2020/8027 sayılı kararı bu konuda nasıl bir sonuca varmıştır?
Bu usuli eksikliklerin her biri CMK'nın amir hükümlerinin ihlalidir: 1) Kimlik Tespitinin Yapılmaması: CMK m. 147/1-a'nın ihlalidir. Bu, yargılamanın doğru kişiye karşı yürütülüp yürütülmediğinin temel kontrol mekanizmasıdır. 2) Yasal Hakların Hatırlatılmaması: CMK m. 147/1-c, d, e, f'nin ihlalidir. Sanığın müdafi isteme, susma, delil toplanmasını isteme gibi en temel savunma haklarından haberdar edilmemesi anlamına gelir. 3) İddianamenin Okunmaması: CMK m. 191/3-b'nin ihlalidir. Sanığın ne ile suçlandığını (iddianın ne olduğunu) resmi olarak öğrenmeden savunma yapması beklenemez. Bu, 'suçlamayı öğrenme hakkı'nın ihlalidir. Bu ihlallerin toplamı, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan 'savunma hakkı'nın esastan kısıtlanması sonucunu doğurur. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2020/8027 sayılı kararında da bu türden bir dizi usuli eksiklik, sanığın savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmiş ve diğer yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu, söz konusu usuli kuralların adil bir yargılamanın olmazsa olmazları olduğunu ve ihlallerinin mutlak bozma nedeni sayıldığını göstermektedir.