Bir taşınmaz üzerinde tesis edilmiş irtifak hakkı sözleşmesinin taraflarından biri, diğer tarafın sözleşmeye aykırı davrandığını iddia ederek 'muarazanın giderilmesi' (müdahalenin önlenmesi) ve sözleşmenin aynen ifasını talep etmektedir. Bu davanın, HMK m. 6'daki genel yetki kuralına mı, yoksa HMK m. 12 (eski HUMK m. 13) uyarınca taşınmazın bulunduğu yerin kesin yetkisine mi tabi olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2260 E. sayılı kararını esas alarak tartışınız. Davanın konusunun 'irtifak hakkının varlığı' değil de 'irtifak hakkının kullanım şekli' olması yetki kuralını değiştirir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185229

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2260 E. sayılı kararına göre, bu tür bir dava HMK m. 12 (eski HUMK m. 13) uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisine tabidir. HGK, kanun metnindeki (HUMK m. 13/2) 'İrtifak haklarına dair iddialarda, üzerine irtifak hakkı taalluk eden malın bulunduğu mahal mahkemesi salahiyettardır' hükmünün hiçbir istisna getirmeden, irtifak haklarına ilişkin 'tüm davaları' kapsadığını belirtmiştir. Davanın konusunun, irtifak hakkının varlığının tespiti değil de, mevcut bir irtifak hakkının sözleşmeye uygun kullanılıp kullanılmadığına ilişkin bir uyuşmazlık (muarazanın giderilmesi) olması, bu kesin yetki kuralını değiştirmez. Çünkü dava, temelinde taşınmaz üzerindeki bir ayni hak olan irtifak hakkının içeriği, kapsamı ve kullanım biçimiyle doğrudan ilgilidir. Bu da onu 'taşınmaz üzerindeki bir hakka ilişkin' dava kategorisine sokar. Dolayısıyla, uyuşmazlığın kaynağı sözleşme olsa bile, konu taşınmaz üzerindeki irtifak hakkı olduğundan, davalının ikametgahı mahkemesinin genel yetkisi (HMK m. 6) uygulanmaz; taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi söz konusudur. Mahkemenin bu yetki kuralını re'sen gözetmesi gerekir.