Bir davada, kendisine yemin teklif edilen davalı, mahkemenin hazırladığı yemin metnini tekrar ederken, 'ziynetlerin bir kısmını davacı ile birlikte harcadık' şeklinde bir ekleme yapmıştır. Mahkeme, bu eklemeyi bir 'ikrar' olarak kabul edip davayı kısmen kabul edebilir mi? 'Yeminin bölünemezliği' ilkesi bu duruma nasıl bir çözüm getirir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1002 E. sayılı kararındaki çoğunluk ve azınlık görüşlerini bu bağlamda karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185228

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1002 E. sayılı kararındaki çoğunluk görüşüne göre, mahkeme bu eklemeyi tek başına bir ikrar olarak kabul edip davayı kısmen kabul edemez. 'Yeminin bölünemezliği' ilkesi gereğince, yemin edenin beyanı bir bütün olarak ele alınmalıdır. Davalı, yemin beyanının devamında kendisinde hiçbir ziynet kalmadığını da belirtmiştir. Bu durumda, 'bir kısmını birlikte harcadık' ifadesi, 'bende ziynet kalmadı' ifadesinden ayrılarak değerlendirilemez. Yemin deliline başvuran taraf, davanın sonucunu karşı tarafın vicdanına bırakmayı peşinen kabul etmiş sayılır. Çoğunluk görüşü, davalının yeminle iddianın bütününü reddettiğini kabul etmiştir. Azınlık görüşü ise, yemin metni dışına çıkılarak yapılan ilavelerin 'yeni vakıalara ilişkin ikrar' (bağlantısız bileşik ikrar) niteliğinde olduğunu ve yeminin bölünemezliği ilkesinin bu kısımlar için uygulanamayacağını savunmuştur. Azınlığa göre, davalının 'birlikte harcadık' beyanı bir ikrar olup, bu kısım için davanın kabul edilmesi ve mahkemenin bu yönde araştırma yapması gerekirdi. Ancak HGK, çoğunluk görüşü doğrultusunda karar vererek yeminin bütün olarak değerlendirilmesi ve bölünemeyeceği yönündeki yerleşik içtihadını sürdürmüştür.