HMK m. 226/1-c, 'yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların' yemine konu olamayacağını düzenlemiştir. Bir ziynet eşyası iadesi davasında, davalıya 'ziynetleri çaldınız mı?' veya 'zimmetinize geçirdiniz mi?' şeklinde bir yemin teklif edilebilir mi? Yargıtay HGK'nın 2017/1002 E. sayılı kararında geçen ve davalının yemin ederken yaptığı ilaveleri de içeren beyanının 'bölünemezliği' ilkesi ile bu kural arasındaki ilişkiyi kurunuz.
Hayır, bu şekilde bir yemin teklif edilemez. HMK m. 226/1-c, Anayasa'nın 38. maddesindeki 'kimsenin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağı' ilkesinin bir yansımasıdır. Bir kişiye, kendisini hırsızlık veya güveni kötüye kullanma gibi bir suçun faili konumuna sokacak bir konuda yemin teklif etmek, onu ceza soruşturması ile karşı karşıya bırakacağı için kanunen yasaktır. Yemin teklifi daha nötr bir şekilde, örneğin 'Dava konusu ziynet eşyalarının iade edilmek üzere sizden alındığı ve halen sizde bulunduğu doğru mudur?' şeklinde formüle edilmelidir. Yargıtay HGK'nın 2017/1002 E. sayılı kararındaki 'yeminin bölünemezliği' ilkesi, usulüne uygun olarak teklif edilmiş bir yemin metnine, yemin eden tarafın yaptığı eklemelerle ilgilidir. Karara göre, yemin eden kişi, yemin metnini ikrar veya inkâr ederken vakıayı açıklayıcı bazı ilaveler yapabilir ve bu beyan bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Ancak bu ilke, baştan HMK m. 226'ya aykırı, yani yasak bir konuda yemin teklif edilmesini meşrulaştırmaz. Eğer yemin konusu baştan yasaklanmış bir vakıaya ilişkin ise, yeminin kendisi usulsüzdür ve beyanın bölünmesi veya bölünmemesi tartışması anlamsız kalır. HGK kararındaki olayda yemin konusu yasak kapsamında değildir; tartışma, usulüne uygun yemine eklenen beyanların nasıl değerlendirileceği üzerinedir.