Nefret ve ayrımcılık suçunun (TCK m. 122) manevi unsuru nedir? Maddede sayılan fiillerin (mal satmama, hizmet vermeme vb.) sadece maddede belirtilen kategorilere (dil, ırk, cinsiyet vb.) yönelik olması suçun oluşumu için yeterli midir? 6529 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle eklenen 'nefret nedeniyle' ibaresinin suçun manevi unsuruna etkisini, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2019/13554 sayılı kararındaki açıklamalar ışığında değerlendiriniz.
TCK m. 122'de düzenlenen nefret ve ayrımcılık suçunun manevi unsuru 'özel kast'tır. Suçun oluşumu için failin genel kastla, yani bilerek ve isteyerek hareket etmesi yeterli değildir. Yargıtay 18. CD'nin 2019/13554 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, 6529 sayılı Kanun ile madde metnine eklenen 'nefret nedeniyle' ibaresi, bu özel kastı pekiştirmiştir. Buna göre failin, maddede sayılan seçimlik hareketleri (mal satmayı, hizmet vermeyi engelleme vb.) sadece mağdurun belirli bir gruba (dil, ırk, din, cinsiyet, siyasi düşünce vb.) mensup olması nedeniyle değil, aynı zamanda bu mensubiyetten kaynaklanan bir 'nefret saikiyle' işlemesi gerekir. Dolayısıyla, bir işverenin, beğenmediği bir kişiyi işe almamasının sebebi, maddede sayılan kategorilerden birine (örneğin siyasi düşüncesine) dayansa bile, eğer bu eylemin altında yatan özel bir 'nefret' duygusu ispatlanamazsa, suçun manevi unsuru oluşmaz. Yargıtay kararı, bu suçun sadece bir 'ayrımcılık' suçu olmadığını, 'nefrete dayalı bir ayrımcılık' suçu olduğunu, bu nedenle faildeki 'ön yargı' ve 'nefret' motivasyonunun mahkemece somut olarak tespit edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu, suçun uygulama alanını daraltan ve kanunilik ilkesini güçlendiren bir yorumdur.