Bilinçli taksir (TCK m. 22/3) ile olası kast (TCK m. 21/2) arasındaki temel ayrım nedir? Kırmızı ışıkta hızla geçen ve bir yayaya çarparak yaralanmasına neden olan bir sürücünün eyleminin bu iki kavramdan hangisi kapsamında değerlendirilebileceğini, 'neticenin kabullenilmesi/göze alınması' kriteri üzerinden tartışınız.
Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki temel ayrım, failin öngördüğü netice karşısındaki iradi tutumudur. Her ikisinde de fail, fiilinin kanuni tanımdaki neticeyi doğurabileceğini öngörmektedir. Ancak; Bilinçli taksirde (TCK m. 22/3), fail öngördüğü neticenin 'gerçekleşmesini istemez'. Fail, şansına, tecrübesine veya yeteneğine güvenerek neticenin meydana gelmeyeceğine inanır. 'Olursa olsun' demez, 'olmaz, olmayacak' diye düşünür. Olası kastta (TCK m. 21/2) ise, fail öngördüğü neticenin gerçekleşmesini 'kabullenir', 'göze alır'. Neticenin gerçekleşip gerçekleşmemesi konusunda kayıtsızdır. 'Olursa olsun' veya 'başaramazsam ölsün' şeklinde bir kabullenme söz konusudur. Örnekteki kırmızı ışıkta hızla geçen sürücünün eyleminin değerlendirilmesi, somut olayın özelliklerine bağlıdır. Eğer sürücü, 'nasılsa kimse çıkmaz, geçerim' veya 'bir şey olmaz' diyerek, yeteneğine veya şansına güvenerek geçmiş ve neticenin gerçekleşeceğini muhtemel görmesine rağmen istememişse 'bilinçli taksir'den söz edilir. Ancak sürücü, 'önüme biri çıkarsa çıksın, ezer geçerim, umurumda değil' şeklinde bir düşünceyle, neticenin gerçekleşmesini kabullenerek ve göze alarak hareket etmişse, eylemi 'olası kastla yaralama' olarak nitelendirilir. Ayrım, failin iç dünyasındaki bu kabullenme unsurunun varlığına veya yokluğuna dayanır ve mahkeme tarafından dışa yansıyan davranışlardan (hız, olay yeri koşulları, failin tutumu vb.) hareketle tespit edilir.