657 sayılı DMK m. 48/A-5, belirli suçlardan (zimmet, rüşvet, hırsızlık vb.) mahkum olmanın memuriyete engel olduğunu ve bu suçlar 'affa uğramış olsa bile' bu engelin devam edeceğini belirtmektedir. Bu düzenleme karşısında, 'genel af' ile 'özel af'ın memuriyet engeli üzerindeki etkilerini karşılaştırınız. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı bu kapsamda bir 'mahkumiyet' sayılır mı ve güvenlik soruşturmasında memuriyete engel teşkil eder mi?
DMK m. 48/A-5'teki düzenleme, sayılan katalog suçlar açısından genel af ile özel af arasında bir ayrım yapmamakta ve 'affa uğramış olsa bile' diyerek her iki af türünde de memuriyet engelinin devam edeceğini hükme bağlamaktadır. Ancak genel hukuk prensipleri açısından; 'genel af' ceza mahkumiyetini bütün sonuçlarıyla (adli sicil kaydı dahil) ortadan kaldırırken, 'özel af' sadece cezanın infazını kaldırır veya azaltır, mahkumiyetin hukuki sonuçları devam eder. DMK'daki bu özel düzenleme, Anayasa'nın eşitlik ilkesi açısından tartışmalı olsa da, mevcut yasal durum, katalog suçlar için affın memuriyete girişi mümkün kılmadığı yönündedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı ise, CMK m. 231/5 uyarınca 'sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayan' bir karardır. Bu bir mahkumiyet değildir. Sanık denetim süresini başarıyla tamamlarsa dava düşer ve karar adli sicile işlemez. HAGB kararları, bunlara mahsus özel bir sisteme kaydedilir ve ancak bir soruşturma/kovuşturma kapsamında hakim/savcı tarafından istenebilir (CMK m. 231/13). Dolayısıyla, HAGB kararının hukuken bir mahkumiyet sayılmaması ve bu kayıtlara idarenin keyfi olarak ulaşamaması gerektiğinden, güvenlik soruşturmasında memuriyete engel teşkil etmemesi gerekir. Buna rağmen idarenin HAGB'yi gerekçe göstererek atama yapmaması, hukuka aykırı bir işlem olup idari yargıda iptale tabidir.