Mirasın hükmen reddi (TMK m. 605/2) iddiası, tereke alacaklıları tarafından bir mirasçıya karşı başlatılan icra takibinde nasıl ileri sürülebilir? Mirasçının, takibin kesinleşmesinden sonra mirasın hükmen reddedildiğine dair mahkeme kararı alması, devam eden haciz işlemlerini etkiler mi? İİK m. 68/4 hükmünün bu konudaki rolü nedir?
Mirasçılar, mirasın hükmen reddini, kendilerine karşı başlatılan icra takibinde bir 'itiraz' olarak ileri sürebilirler. Ancak icra mahkemesi, terekenin borca batık olup olmadığını inceleyemez. Bu, genel mahkemede (asliye hukuk mahkemesi) açılacak bir tespit davasının konusudur. Bu nedenle, mirasçı, ödeme emrine itiraz ederken bu iddiayı ileri sürer ve alacaklının itirazın kaldırılması veya iptali davası açması üzerine, genel mahkemede 'mirasın hükmen reddinin tespiti' davası açarak bu davayı bekletici mesele yapılmasını talep edebilir. İİK m. 170/b delaletiyle İİK m. 68/4'te bu durum açıkça düzenlenmiştir: 'Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse, bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir.' Takibin kesinleşmesinden sonra alınan bir hükmen ret kararı, kural olarak kesinleşmiş takibi ve hacizleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mirasçının bu karara dayanarak, takibin iptali için genel mahkemelerde menfi tespit veya istirdat davası açması gerekebilir. Ancak Yargıtay, takibin kesinleşmesinden sonra açılan hükmen ret davasının da takibe etki edebileceğini, özellikle henüz paraların alacaklıya ödenmediği durumlarda dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir.