Bir boşanma davası açıldıktan sonra, taraflardan birinin zina eyleminde bulunduğu iddia edilmektedir. Bu yeni vakıa, devam eden davada 'ıslah' yoluyla (HMK m. 176) ileri sürülerek davalıya kusur olarak yüklenebilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/362 E. sayılı kararının bu konudaki gerekçesini, 'davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olması' ilkesi çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185211

Hayır, ıslah yoluyla ileri sürülerek davalıya kusur olarak yüklenemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/362 E. sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, her dava 'açıldığı tarihteki koşullara tabidir'. Dava tarihinden sonra meydana gelen olaylar ve vakıalar, mevcut davada taraflara kusur olarak yüklenemez ve boşanma sebebi yapılamaz. Islah (HMK m. 176), tarafların dava sürecinde yaptıkları usul işlemlerindeki (örneğin, dava sebebini veya talep sonucunu eksik ya da yanlış belirtme gibi) hataları düzeltmelerine imkan tanıyan bir kurumdur. Ancak ıslah, dava açıldığı anda mevcut olmayan, sonradan ortaya çıkan yeni bir maddi vakıayı davaya dahil etme aracı değildir. HGK kararına göre, dava tarihinden sonra gerçekleşen zina eylemi, dava açıldığı sırada var olan bir durumun 'hatalı' bildirilmesi değil, tamamen yeni bir olaydır. Bu nedenle, 'hatalı işlem' kapsamında ıslah yoluyla düzeltilmesi hukuken olanaklı değildir. Dava tarihinden sonraki zina eylemi, ancak yeni bir boşanma davasına konu edilebilir.