Ceza yargılamasında bir tanığa, 'kendisini veya CMK m. 45'te sayılan yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara' cevap vermekten çekinebileceği hakkının (CMK m. 48) önceden bildirilmemesi, bu tanığın beyanının delil değerini nasıl etkiler? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/36819 sayılı kararında bu usuli eksiklik nasıl bir sonuca yol açmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185208

Tanığa CMK m. 48'deki çekinme hakkının önceden bildirilmemesi, alınan beyanın 'hukuka aykırı delil' niteliği taşımasına yol açar. Anayasa'nın 38. maddesindeki 'hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamaz' ilkesinin bir yansıması olan bu hak, temel bir güvencedir. Bu hakkın hatırlatılmaması, tanığın iradesini sakatlar ve özgürce ifade vermesini engeller. Hukuka aykırı yöntemle elde edilen bu beyanlar, CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/36819 sayılı kararında, sanığın oğlu olan tanığa çekinme hakkı hatırlatılmadan ifade alınıp, bu ifadeye dayanılarak sanık hakkında beraat, tanık hakkında ise suç duyurusunda bulunulması hukuka aykırı bulunmuştur. Karar, bu usuli eksikliğin giderilmesi, yani tanığın usulüne uygun olarak yeniden dinlenmesi ve kanıtların hep birlikte değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına işaret etmektedir. Dolayısıyla, bu hakkın hatırlatılmaması, ifadenin delil olarak kullanılamamasına ve yargılamanın eksik yapılmış sayılmasına neden olur.