Bir asliye ceza mahkemesi hakimi, hakkında iddianame düzenlediği bir şüpheliyle ilgili olarak iddianamenin iadesine karar vermiştir. Cumhuriyet savcısı bu karara itiraz ederken aynı zamanda hakimin reddini de talep etmiştir. Bu durumda, hakimin reddi talebini ve iddianamenin iadesine itirazı inceleyecek merci aynı mıdır, yoksa farklı bir usul mü izlenmelidir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2019/3275 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir yol göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185204

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2019/3275 E. sayılı kararına göre, bu durumda farklı bir usul izlenmelidir. Hem iddianamenin iadesine itiraz hem de hakimin reddi talebi aynı dilekçede yapıldığında, öncelikle 'hakimin reddi' talebi hakkında bir karar verilmelidir. Çünkü hakimin davaya bakıp bakamayacağı meselesi, onun verdiği kararların (iddianamenin iadesi gibi) geçerliliğini de etkileyebilecek öncelikli bir konudur. Yargıtay kararında belirtilen usul şöyledir: 1) Reddi istenen hakim, ret sebepleri hakkındaki görüşünü yazılı olarak bildirir (CMK m. 26/3). 2) Dosya, hakimin reddi talebini karara bağlayacak olan merciye (asliye ceza hakimi için ağır ceza mahkemesi - CMK m. 27/1-a) gönderilir. 3) Bu merci, 'sadece' hakimin reddi talebi hakkında bir karar verir. 4) Hakimin reddi talebi reddedilirse, bu karardan sonra, iddianamenin iadesine itirazı inceleyecek olan merci (ki bu yine aynı ağır ceza mahkemesidir) bu itiraz hakkında ayrı bir değerlendirme yaparak kararını verir. Yargıtay kararında eleştirilen husus, merciin her iki talebi aynı kararda birleştirerek hem hakimin reddini reddetmesi hem de iddianamenin iadesine itirazı kabul etmesidir. Doğru usul, bu iki talebin ayrı ayrı ve sıralı olarak değerlendirilmesidir.