Uyuşturucu madde kullanma suçunda (TCK m. 191), Yargıtay'ın 'kişisel kullanım sınırı'nı belirlerken dikkate aldığı kriterler nelerdir? Sadece ele geçirilen maddenin miktarının bu sınırı aştığı kabul edilerek, eylemin otomatik olarak uyuşturucu madde ticareti (TCK m. 188) olarak nitelendirilmesi mümkün müdür? 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bu ayrımdaki rolünü açıklayınız.
Yargıtay, uyuşturucu madde kullanma (TCK m. 191) ile ticaret (TCK m. 188) suçlarını ayırmada çeşitli kriterler kullanmaktadır. Ele geçirilen maddenin miktarı en önemli kriterlerden biri olmakla birlikte tek başına belirleyici değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında belirtilen diğer kriterler şunlardır: 1) Sanığın davranışları (satma, devretme, başkasına ikram etme gibi eylemlerinin olup olmadığı), 2) Maddenin bulundurulduğu yer (kolayca ulaşılabilecek bir yer mi, yoksa zula olarak tabir edilen gizli bir yer mi?), 3) Maddenin bulunduruluş şekli (tek parça halinde mi, yoksa satışa hazır küçük paketçikler halinde mi?), 4) Maddenin yanında hassas terazi, ambalaj malzemesi gibi ticaret amaçlı kullanılan aletlerin bulunup bulunmadığı. Sadece maddenin miktarının kişisel kullanım sınırını (örneğin, Yargıtay tarafından yıllık 1 kg esrar olarak kabul edilen miktar) aşması, otomatik olarak eylemin ticaret suçunu oluşturduğu anlamına gelmez. Eğer diğer kriterler ticaret suçuna işaret etmiyorsa ve sanığın eyleminin satma amaçlı olduğuna dair dosyada başkaca yeterli ve inandırıcı delil yoksa, 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi gereğince, sanığın eyleminin daha lehe olan kullanmak için bulundurma (TCK m. 191) suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.