Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığı kazanımında (TVK m. 16), kanun 'evliliğin butlanına karar verilmesi halinde, evlenmede iyiniyetli olan yabancının vatandaşlığı korunur' hükmünü içermektedir. Bu hükmü, 'yolsuz tescilin düzeltilmesi' (TMK m. 1025) ve 'kazanımda iyiniyetin korunması' (TMK m. 1023) ilkeleriyle karşılaştırınız. Evliliğin muvazaalı (danışıklı) olduğunun sonradan tespiti durumunda, bu korumadan yararlanmak mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185196

TVK m. 16'daki bu koruma, TMK m. 1023'teki 'tapu siciline iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur' ilkesine paralel bir düzenlemedir. Her ikisi de şeklen geçerli görünen bir işleme (evlilik veya tapu tescili) dayanarak hak kazanan iyiniyetli kişiyi korumayı amaçlar. Ancak temel bir fark vardır: TMK m. 1023 üçüncü kişiyi korurken, TVK m. 16 işlemin doğrudan tarafı olan yabancı eşi korumaktadır. 'Yolsuz tescilin düzeltilmesi' (TMK m. 1025) ise, ayni hakkı zedelenen gerçek hak sahibine, yolsuz tescilin iptalini dava etme hakkı tanır. TVK m. 16, bu dava hakkına karşı iyiniyetli yabancı eş lehine bir istisna getirmiş olur. Evliliğin muvazaalı olduğunun tespiti durumunda ise bu korumadan yararlanmak mümkün değildir. Çünkü muvazaalı bir evlilikte, yabancı eşin amacı evlilik birliği kurmak değil, vatandaşlık kazanmak gibi başka bir sonuç elde etmektir. Bu durumda 'iyiniyet'ten söz edilemez. İyiniyet, evliliğin butlan sebebini bilmemek veya bilebilecek durumda olmamaktır. Muvazaalı evlilikte ise her iki taraf da işlemin gerçek amacını bildiğinden, iyiniyet unsuru baştan ortadan kalkar ve kazanılan vatandaşlık iptal edilebilir.