Bir yabancı hakkında verilen sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine dava açılması, YUKK m. 53/3 uyarınca kural olarak yabancının sınır dışı edilmesini durdurur. Bu durumun, idari işlemin icrailiğini durduran 'yürütmenin durdurulması' kararından farkı nedir? Dava açmanın kendiliğinden yürütmeyi durdurmasının istisnaları var mıdır ve bu istisnaların AİHS ile uyumluluğunu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185194

YUKK m. 53/3'teki düzenleme, idari yargıdaki genel kuraldan (dava açmanın idari işlemin yürütmesini durdurmaması) ayrılan özel bir hükümdür. Normalde, bir idari işleme karşı dava açılması onun icrasını kendiliğinden durdurmaz; bunun için ayrıca mahkemeden 'yürütmenin durdurulması' kararı alınması gerekir (İYUK m. 27). Ancak sınır dışı kararında, kanun koyucu dava açma eylemine doğrudan 'yürütmeyi durdurma' sonucu bağlamıştır. Bu, kişinin sınır dışı edilmesi halinde telafisi imkansız zararların doğabileceği (non-refoulement ilkesi ihlali gibi) öngörüsüyle getirilmiş önemli bir güvencedir. Ancak bu kuralın istisnaları vardır. YUKK m. 54/1-b, d, k (terör örgütü yöneticisi/üyesi, kamu düzeni/güvenliği/sağlığı açısından tehdit oluşturanlar vb.) bentleri kapsamındaki yabancılar için dava açılması sınır dışı işlemini durdurmaz. Bu kişiler hakkında sınır dışı işleminin durması için ayrıca mahkemeden yürütmenin durdurulması kararı alınması gerekir. Bu istisnalar, kamu güvenliği ile bireyin hakları arasında bir denge kurmayı amaçlasa da, AİHS m. 13 (etkili başvuru hakkı) ve m. 3 (işkence yasağı) ile uyumluluğu tartışmalıdır. Zira mahkeme kararını beklemeden yapılan bir sınır dışı, kişinin geri gönderilemezlik ilkesinden yararlanma ve etkili bir başvuru yapma hakkını fiilen ortadan kaldırabilir. Bu nedenle İHAM, bu tür durumlarda 'geçici tedbir' (Rule 39) kararlarıyla sınır dışı işlemlerini durdurabilmektedir.