Geçit hakkı tesisine ilişkin bir davada, mahkemece belirlenen güzergah, yükümlü taşınmazı (üzerinden geçit kurulacak olan parseli) geometrik ve ekonomik olarak ikiye bölmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1746 E. sayılı kararında vurgulanan 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ve 'en az zarar' ilkeleri çerçevesinde bu durumun hukuka uygunluğunu tartışınız. Geçit hakkı tesis edilirken mahkemenin hangi objektif kriterleri gözetmesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185191

Yargıtay HGK'nın 2017/1746 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, geçit hakkı (TMK m. 747) komşuluk hukukundan doğan ve mülkiyet hakkını sınırlayan bir irtifak hakkıdır. Tesisinde 'fedakarlığın denkleştirilmesi' ve 'en az zarar' ilkeleri esastır. Bu ilkeler, geçit hakkı tesis edilirken hem geçit isteyenin ihtiyacının karşılanmasını hem de yükümlü taşınmaz malikinin en az zarara uğramasını hedefler. Yükümlü taşınmazı ikiye bölerek ekonomik ve kullanım bütünlüğünü bozan bir güzergah, bu ilkelere temelden aykırıdır. Mahkeme, bu tür bir yola ancak başka hiçbir alternatifin kesinlikle mümkün olmaması halinde ve bu durumu gerekçesinde açıkça göstererek başvurabilir. HGK kararına göre mahkemenin gözetmesi gereken objektif kriterler şunlardır: 1) Geçidin, yükümlü taşınmazın bütünlüğünü bozmaması, mümkünse kenarından geçirilmesi. 2) Yüklü taşınmazın tarımsal veya sınaî faaliyetlerini engellememesi. 3) Mevcut yapısal durum ve ekili ürünlerin niteliğinin dikkate alınması. 4) Sadece en kısa veya en ucuz yolun değil, en az zararı veren yolun seçilmesi. 5) Geçidin bir karayoluna bağlanması durumunda, Karayolları Genel Müdürlüğü'nden can ve mal güvenliği açısından uygunluk görüşü alınması. Mahkemenin bu kriterleri dikkate almadan, taşınmazı bölen bir geçide karar vermesi bozma nedenidir.