Bir yazar, 'ağır ve haksız' bir tutuklama kararının, sadece kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını (AİHS m. 5) değil, aynı zamanda işkence ve kötü muamele yasağını da (AİHS m. 3) ihlal edebileceğini savunmaktadır. Bu argümanın hukuki temelini, özellikle tutuklamanın 'kişiyi sindirmek, baskı altına almak ve yargısız infaz yoluyla cezalandırmak' amacıyla kullanıldığı durumlarda tartışınız. İHAM'ın Şener ve Şık kararındaki tutumunu bu argüman çerçevesinde eleştirel bir gözle değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185188

Bu argümanın hukuki temeli, bir koruma tedbiri olan tutuklamanın, amacını aşarak cezalandırma ve manevi eziyet aracına dönüşmesidir. AİHS m. 3'teki 'insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele' kavramı, belirli bir ağırlık eşiğini aşan ve kişide fiziksel veya zihinsel acıya neden olan muameleleri kapsar. Yazar, tutukluluğun hukuka aykırılığının çok net olduğu ve amacının kişiyi sindirmek olduğu durumlarda, bu ağırlık eşiğinin aşıldığını ve ayrıca bir delile gerek kalmaksızın AİHS m. 3 ihlalinin kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır. İHAM'ın Şener ve Şık kararında, haksız tutukluluğu ifade özgürlüğü (AİHS m. 10) ve kişi hürriyeti (AİHS m. 5) ihlali olarak görmekle yetinip AİHS m. 3 ihlali bulmaması, yazar tarafından bir çelişki olarak görülmektedir. Çünkü Mahkeme'nin 'otosansür' kavramını kullanarak gazetecilerin baskı altına alındığını kabul etmesi, aslında aşağılayıcı bir muameleye maruz kaldıklarının zımni bir kabulüdür. Yazarın eleştirisi, İHAM'ın AİHS m. 3'ü uygulama konusunda fazla çekingen davrandığı ve tutuklamanın bir baskı aracı olarak kullanılmasının yarattığı manevi çöküntüyü yeterince dikkate almadığı yönündedir.