Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/4072 K. sayılı kararında, sanığın lise öğrencisi mağdurun izinsiz fotoğrafını çektiği iddiasına ilişkin olarak, sanığın yakalandıktan sonra telefonunda mağdura ait fotoğrafın bulunamaması, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından beraat gerekçesi olarak kabul edilmiştir. Yargıtay bu kararı neden 'usulden' bozmuştur? Bölge Adliye Mahkemesi'nin, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü kaldırıp beraat kararı verirken, CMK m. 280 uyarınca 'duruşma açma' zorunluluğunu hangi hallerde yerine getirmesi gerektiğini bu karar ışığında tartışınız.
Yargıtay'ın bu kararı usulden bozmasının temel nedeni, Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) 'delil takdiri ve değerlendirmesi' yaparak ve ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonucun aksine bir kanaate vararak beraat kararı vermesine rağmen, bu kararı 'duruşma açmaksızın' dosya üzerinden vermesidir. CMK m. 280/1-a, BAM'ın 'delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde' duruşma açmadan karar verebileceğini düzenler. Bu, örneğin fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gibi, delil tartışmasına girmeyi gerektirmeyen çok açık hukuki durumlarda geçerlidir. Ancak, somut olayda durum farklıdır. İlk derece mahkemesi, mağdurun samimi beyanını ve sanığın dolaylı ikrarını yeterli görerek bir mahkumiyet kararı vermiştir. BAM ise, bu delilleri (mağdur beyanını) yetersiz bulmuş ve sanığın telefonunda fotoğrafın bulunamamasını daha üstün bir delil olarak kabul ederek farklı bir 'delil takdiri' yapmıştır. Yani, BAM, ilk derece mahkemesinin delilleri değerlendirmesini ve ulaştığı vicdani kanaati 'yanlış' bulmuştur. CMK m. 280/1-g'ye göre, BAM, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırıp yeniden hüküm kuracaksa (ki beraat kararı yeni bir hükümdür) ve bu karar, delillerin yeniden tartışılmasını ve takdirini gerektiriyorsa, mutlaka 'duruşma açmak' zorundadır. Duruşma açarak, tarafları (savcı, sanık, müdafi) çağırmalı, delilleri onların huzurunda yeniden tartışmalı ve ancak ondan sonra yeni bir hüküm kurmalıdır. BAM'ın, delil takdiri yaparak ilk derece mahkemesi kararını esastan değiştirmesine rağmen duruşma açmaması, 'yüz yüzelik', 'sözlülük' ve 'savunma hakkı' gibi temel ilkelerin istinaf aşamasında da ihlali anlamına geldiği için Yargıtay tarafından bozulmuştur.