Bir kişinin izinsiz çekilen fotoğrafının internette yayınlanması durumunda, 5651 sayılı Kanun m. 9 uyarınca içeriğin kaldırılması için 'içerik sağlayıcısına' yapılan başvurunun sonuçsuz kalması halinde, Sulh Ceza Hakimliğine yapılacak başvuruda, hakimin 'erişimin engellenmesi' kararını hangi süre içinde ve hangi usulle vermesi gerekir? Bu sürecin hızlı işletilmesinin, kişilik haklarının korunması açısından taşıdığı önem nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184760

5651 sayılı Kanun m. 9/3'e göre, kişilik hakkı ihlal edilen kişi, içerik ve/veya yer sağlayıcısına yaptığı başvurudan sonuç alamazsa (içerik 24 saat içinde kaldırılmazsa) veya bu sağlayıcılara ulaşamazsa, doğrudan 'sulh ceza hakimliğine' başvurarak 'içeriğe erişimin engellenmesi' kararı verilmesini talep edebilir. Sulh ceza hakimi, bu talebi en geç 'yirmi dört saat içinde, duruşma yapmaksızın' karara bağlamak zorundadır. Bu sürecin bu kadar hızlı işletilmesinin temel nedeni, internet ortamının doğası gereği, hukuka aykırı bir içeriğin (bu örnekte izinsiz yayınlanan fotoğraf) çok kısa sürede yayılıp kontrol edilemez hale gelmesi ve bu durumun mağdurun kişilik hakları üzerinde 'telafisi güç veya imkansız zararlar' doğurma potansiyelidir. İnternette yayınlanan bir fotoğraf, saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşabilir, kopyalanabilir ve farklı platformlarda yeniden paylaşılabilir. Geciken bir müdahale, ihlalin boyutlarını katlanarak artırır ve sonradan içeriği tamamen temizlemeyi imkansız hale getirebilir. Kanun koyucu, bu 'yayılma hızı' tehlikesini göz önünde bulundurarak, kişilik haklarına yönelik saldırılara karşı acil ve etkili bir koruma mekanizması sağlamak amacıyla, sulh ceza hakimine 24 saat gibi çok kısa bir süre içinde ve duruşmasız olarak karar verme yetkisi tanımıştır.