Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücreti, AAÜT uyarınca 'maktu' olarak belirlenir. Bu ücretin, davanın görüldüğü mahkemeye (asliye ceza, ağır ceza) göre farklılık göstermesinin sebebi nedir? Bu uygulamanın, ceza davalarının niteliği ve avukatın harcadığı emeğin ölçülmesiyle olan ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184755

Ceza davalarında beraat halinde hükmedilen vekalet ücretinin 'maktu' (sabit bir tutar) olmasının temel nedeni, ceza davalarının konusunun parasal bir değerle ölçülebilir olmamasıdır. Hukuk davalarında vekalet ücreti genellikle dava değeri üzerinden 'nispi' (oransal) olarak hesaplanırken, ceza davalarında bir 'dava değeri' olmadığından, bu yöntem uygulanamaz. Bu nedenle, Türkiye Barolar Birliği, AAÜT'de, davanın görüldüğü mahkemenin türüne göre farklılaşan sabit (maktu) ücretler belirler. Ücretin mahkemeye göre (Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza) farklılık göstermesinin sebebi, bu mahkemelerde görülen davaların niteliği, karmaşıklığı ve gerektirdiği hukuki hazırlık ile avukatın harcayacağı ortalama emeğin farklı olduğu varsayımıdır. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava (örn: kasten öldürme, yağma), genellikle Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen bir davadan (örn: basit yaralama, hakaret) daha karmaşık, daha uzun süren, daha fazla delil ve tanık içeren bir yapıya sahiptir. Bu durum, avukatın daha fazla duruşmaya girmesini, daha kapsamlı bir savunma hazırlamasını ve daha fazla mesai harcamasını gerektirir. Tarife, bu ortalama emek ve mesai farkını gözeterek, mahkemenin derecesi ve iş yükü arttıkça, hükmedilecek maktu vekalet ücretini de kademeli olarak artırır. Bu, avukatın emeğinin bir ölçüde de olsa takdir edilmesini ve ücrette bir adalet sağlanmasını amaçlar.