HGK'nın 2020/840 K. sayılı kararında, davacı borçlunun kredi sözleşmesi imzalarken verdiği 'otomatik ödeme talimatının', bankanın maaş hesabı üzerinde serbestçe mahsup hakkı kullanması için geçerli bir 'muvafakat' olarak kabul edilmemesinin altında yatan mantık nedir? 'Otomatik ödeme talimatı' ile 'maaşın haczedilemez kısmından feragate yönelik muvafakat' arasındaki hukuki ayrımı, borçlunun iradesinin korunması ilkesi açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184750

HGK kararının temel mantığı, iki farklı hukuki işlemin amaç ve sonuçlarının birbirine karıştırılmaması gerektiğidir. 1) Otomatik Ödeme Talimatı: Bu, borçlunun, borcunun 'normal ve düzenli' bir şekilde ödendiği dönemlerde, her ay vadesi gelen taksit tutarının hesabından otomatik olarak çekilmesi için bankaya verdiği bir 'kolaylık talimatıdır'. Bu talimat, borcun normal seyrinde işlediği varsayımına dayanır ve sadece 'vadesi gelmiş taksit tutarı' ile sınırlıdır. 2) Maaşın Haczedilemez Kısmından Feragate Yönelik Muvafakat: Bu ise, borçlunun 'temerrüde düştüğü' ve borcun tamamının 'muaccel hale geldiği' bir durumda, yasanın (İİK m. 83) kendi geçimi için 'haczedilemez' olarak koruduğu maaş kısmının dahi, banka tarafından borca mahsuben alınmasına izin vermesidir. Bu, çok daha ağır sonuçları olan ve temel bir yasal korumadan vazgeçme anlamına gelen bir irade beyanıdır. HGK, borçlunun sözleşme başında verdiği basit bir otomatik ödeme talimatının, temerrüt sonrası için geçerli olacak şekilde, maaşının haczedilemez kısmından feragat ettiği şeklinde genişletici bir yoruma tabi tutulamayacağını kabul etmektedir. Borçlunun iradesi, sadece düzenli taksitlerin ödenmesine yöneliktir; tüm maaşı üzerinde bankaya sınırsız bir tasarruf yetkisi vermeye yönelik değildir. Borçlunun korunması ilkesi gereği, bu tür feragatlerin 'açık', 'belirli' ve 'borç muaccel olduktan sonra' verilmiş olması gerekir. Sözleşme başındaki genel ve standart bir otomatik ödeme talimatı bu nitelikleri taşımaz.