CMK m. 273/5'in Cumhuriyet savcısına istinaf başvurusunda 'gerekçe gösterme' zorunluluğu yüklemesinin temel amacı nedir? Bu yükümlülüğün, sanık veya katılana getirilmemiş olmasının nedenini, savcının ceza muhakemesindeki 'çift yönlü' rolü (hem lehe hem aleyhe hareket edebilmesi) üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184749

CMK m. 273/5'in savcıya gerekçe gösterme zorunluluğu yüklemesinin temel amacı, başvurunun 'niteliğini' ve 'kapsamını' en başından belirgin hale getirerek hukuki belirliliği sağlamak ve karşı tarafın (sanığın) savunma hakkını etkin bir şekilde kullanabilmesine olanak tanımaktır. Bu yükümlülüğün sanık veya katılana getirilmemesinin sebebi, savcının ceza muhakemesindeki özgün ve çift yönlü konumudur. Şöyle ki: 1) Sanık ve Katılanın Başvurusu: Sanık veya katılan kanun yoluna başvurduğunda, bu başvurunun her zaman kendi 'lehine' olduğu varsayılır. Sanık beraat etmek veya daha az ceza almak için, katılan ise sanığın cezalandırılması veya daha ağır ceza alması için başvurur. Başvurunun yönü baştan bellidir ve bir belirsizlik yoktur. 2) Cumhuriyet Savcısının Başvurusu: Cumhuriyet savcısı ise, kamuyu temsil eden ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasını hedefleyen bir makamdır. Bu nedenle, sadece sanık aleyhine değil, 'sanık lehine' de kanun yoluna başvurma yetkisine ve görevine sahiptir (CMK m. 260/2). Bir savcı, beraat kararının yanlış olduğunu düşünerek sanık aleyhine; veya mahkumiyet kararındaki bir hukuka aykırılık nedeniyle sanık lehine istinafa gidebilir. İşte bu çift yönlü başvuru imkanı nedeniyle, savcının gerekçe belirtmediği bir istinaf dilekçesi, başvurunun lehe mi yoksa aleyhe mi olduğu konusunda bir belirsizlik yaratır. Bu belirsizlik, özellikle 'aleyhe bozma yasağı' (reformatio in peius) ve sanığın savunma hazırlığı gibi konularda ciddi sorunlara yol açar. Kanun koyucu, bu belirsizliği önlemek için, sadece savcıya, başvurusunun yönünü ve hukuki sebeplerini açıkça gösterme zorunluluğu getirmiştir.