Terekenin borca batık olduğunun tespiti davasında, murisin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu bir limited şirketin vergi borcunun, terekenin pasifine dahil edilip edilemeyeceğini, 6183 sayılı Kanun'un 35. ve Mükerrer 35. maddeleri çerçevesinde tartışınız. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2019/4172 K. sayılı kararına göre, mahkemenin bu durumda nasıl bir araştırma yapması ve hangi koşulda davanın reddine, hangi koşulda kabulüne karar vermesi gerektiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184747

Evet, murisin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu, belirli koşullar altında terekenin pasifine dahil edilebilir. Bunun hukuki dayanağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'dur. Bu kanuna göre: a) Limited Şirket Ortağının Sorumluluğu (Madde 35): Ortaklar, şirketten 'tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan' kamu alacağından, 'sermaye hisseleri oranında' doğrudan doğruya şahsen sorumludur. b) Kanuni Temsilcinin Sorumluluğu (Mükerrer Madde 35): Tüzel kişilerin (şirketlerin) mal varlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları, kanuni temsilcilerin (müdür, yönetim kurulu üyesi) 'şahsi mal varlıklarından' tahsil edilir. Bu iki madde, şirket borcu olan kamu alacağını, belirli şartlarda ortakların ve temsilcilerin 'kişisel borcu' haline getirmektedir. Muris hem ortak hem de temsilci ise, bu borç onun şahsi malvarlığının bir parçası olarak terekesinin pasifine dahil olur. Yargıtay 14. HD'nin ilgili kararına göre, mahkeme bu durumda şu araştırmayı yapmalıdır: Mahkeme, uzman bir bilirkişi (mali müşavir, hesap uzmanı) aracılığıyla, limited şirketin defter ve kayıtlarını inceleterek şirketin aktif ve pasifini saptamalıdır. Bu inceleme sonucunda; 1) Eğer kamu alacağının (vergi borcunun) 'şirketin kendi malvarlığından tamamen tahsili mümkün' ise, bu borcun murisin şahsi malvarlığına yansıma ihtimali yoktur. Bu durumda mirasçıların bu borçtan dolayı dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından, dava reddedilmelidir. 2) Eğer kamu alacağının şirketten 'tahsil edilemeyeceği' anlaşılıyorsa, murisin ortaklık ve temsilcilik sıfatları nedeniyle şahsen sorumlu olacağı miktar (hissesi oranında veya borcun tamamından) hesaplanmalıdır. Bu borç miktarı, murisin ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesinin aktifi ile karşılaştırılır. Eğer bu borçla birlikte terekenin toplam pasifi, aktifini aşıyorsa, yani tereke borca batık hale geliyorsa, mirasın hükmen reddi davasının kabulüne karar verilmelidir.