Çocuğun evlenmesi veya çalışmaya başlayarak düzenli bir gelire sahip olması, iştirak nafakası yükümlülüğünü otomatik olarak sona erdirir mi, yoksa mahkeme kararı mı gerektirir? Bu iki durum arasındaki usuli farkı ve 'nafakanın kaldırılması davası'nın bu süreçteki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184744

Bu iki durumun nafaka yükümlülüğüne etkisi usulen farklılık gösterir: 1) Çocuğun Evlenmesi: Medeni Kanun m. 11/2'ye göre 'Evlenme, kişiyi ergin kılar.' İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasına kadar devam eden bir yükümlülüktür. Evlenme ile çocuk kanunen ergin hale geldiği için, iştirak nafakası yükümlülüğü bu tarihte 'kendiliğinden' sona erer. Nafaka yükümlüsü ebeveynin, ödemeyi durdurmak için ayrıca bir mahkeme kararına ihtiyacı yoktur. Ancak, uygulamada ortaya çıkabilecek ihtilafları önlemek için durumu bir dilekçe ile icra dairesine bildirmesi uygun olur. 2) Çocuğun Çalışmaya Başlaması ve Düzenli Gelire Sahip Olması: Bu durum, nafakayı otomatik olarak sona erdirmez. Çocuğun bir gelire sahip olması, onun artık 'bakıma muhtaç' olup olmadığı yönünde bir karine oluştursa da, bu durumun tespiti ve nafakanın sona erdirilmesi bir 'mahkeme kararı' gerektirir. Çünkü çocuğun elde ettiği gelirin kendi geçimini sağlamaya 'yeterli' olup olmadığı, düzenli olup olmadığı gibi hususlar yoruma ve ispata muhtaçtır. Bu nedenle, nafaka yükümlüsü ebeveyn, çocuğun artık yardıma muhtaç olmadığını ileri sürerek Aile Mahkemesi'nde 'nafakanın kaldırılması davası' açmalıdır. Mahkeme, çocuğun gelir ve gider durumunu inceleyerek, nafakanın kaldırılmasına veya şartlar tam oluşmamışsa miktarının azaltılmasına karar verebilir. Dava açılıp karar verilene kadar nafaka yükümlülüğü hukuken devam eder.