Yüce Divan'ın, CMK m. 225/2 uyarınca 'fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmaması' kuralının pratikteki anlamı nedir? Metindeki örneklerden yola çıkarak, 'güveni kötüye kullanma' (TCK m. 155) suçundan açılan bir davada, Yüce Divan'ın 'görevini kötüye kullanma' (TCK m. 257) suçundan mahkumiyet kararı verebilmesi için hangi usuli şartı yerine getirmesi gerektiğini, 'savunma hakkı' (Anayasa m. 36) ve 'ek savunma hakkı' (CMK m. 226) kurumları çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184743

Bu kuralın pratikteki anlamı şudur: Mahkeme, savcının iddianamede yaptığı hukuki nitelemeyle veya sanığın savunmasında yaptığı nitelemeyle bağlı değildir. Mahkemenin bağlı olduğu tek şey, iddianamedeki 'maddi vakıadır' (olaydır). Mahkeme, huzuruna getirilen maddi vakıayı, delilleri değerlendirdikten sonra, kendi hukuki bilgisi ve vicdani kanaati çerçevesinde doğru olan hukuki tanıma (suç vasfına) sokmakta serbesttir. Buna 'suçun hukuki niteliğinin değişmesi' denir. Metindeki örnekte, Yüce Divan'ın 'güveni kötüye kullanma' suçundan açılan bir davada, 'görevini kötüye kullanma' suçundan mahkumiyet kararı verebilmesi için, 'savunma hakkı' ilkesi gereği yerine getirmesi gereken zorunlu bir usuli şart vardır: Sanığa 'ek savunma hakkı' (CMK m. 226) tanımak. Çünkü sanık, yargılamanın başından beri kendisini 'güveni kötüye kullanma' suçunun unsurlarına karşı savunmuştur. Mahkeme, fiilin aslında 'görevini kötüye kullanma' suçunu oluşturabileceği kanaatine varırsa, bu yeni ve daha farklı unsurlar içeren suç vasfına karşı sanığın kendisini savunabilmesi için ona bu imkanı tanımak zorundadır. Sanığa, değişen suç vasfına karşı diyecekleri sorulmadan ve savunmasını hazırlaması için süre verilmeden yeni suçtan mahkumiyet kararı verilmesi, savunma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6/3-b) ağır bir ihlali ve mutlak bir bozma nedenidir.