Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2014/15416 K. sayılı kararında, kambiyo senedine dayalı bir takibin ardından açılan 'sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasında' yetkili mahkemenin neresi olduğu tartışılmıştır. Davalının ikametgahı mahkemesini yetkili kabul eden ilk derece mahkemesi kararının, 'aranacak borç' kavramı üzerinden eleştirilmesi mümkün müdür? TBK m. 89/1 ('Para borçları... alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.') hükmü bu tür davalarda yetkiyi nasıl etkiler?
Evet, ilk derece mahkemesinin kararı bu açıdan eleştiriye açıktır. İlk derece mahkemesi, davayı genel yetki kuralına (HMK m. 6: davalının ikametgahı mahkemesi) dayandırmış ve borcun 'aranacak borç' olduğunu kabul etmiştir. Ancak, Yargıtay'ın temyiz incelemesinde odaklandığı husus yetki itirazının süresinde olup olmadığıdır. Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir 'para borcunun' tahsili istemine ilişkindir. TBK m. 89/1'e göre, 'Para borçları, götürülecek borçlardandır; alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.' Bu kural, para borçlarının 'götürülecek' nitelikte olduğunu, yani borçlunun borcunu alacaklının ayağına götürerek ödemesi gerektiğini belirtir. HMK m. 10 ise, 'Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.' demektedir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, para borcunun tahsili için açılan davalarda, borcun ifa yeri olan 'alacaklının yerleşim yeri' mahkemesi de yetkilidir. Bu, davacıya genel yetkili mahkeme (davalının yerleşim yeri) yanında özel bir yetki seçeneği sunar. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesinin borcu 'aranacak borç' olarak nitelendirip tek yetkili yerin davalının ikametgahı olduğu yönündeki kabulü, TBK m. 89/1 ve HMK m. 10 karşısında eksik bir değerlendirmedir. Davacı, davasını kendi yerleşim yeri mahkemesinde de açabilirdi. Ancak Yargıtay, bu esasa girmeden, davalının yetki itirazını zaten süresinde yapmadığını tespit ederek usulden bozma yoluna gitmiştir.