6551 sayılı Kanun'un m. 2/1-ç maddesi, 'Hükümet, çözüm süreci kapsamında... kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlar' hükmünü içermektedir. Metin yazarının bu hükme atıfta bulunarak yaptığı 'son söz' eleştirisi, demokratik bir hukuk devletinde, toplumu derinden etkileyen süreçlerin yürütülmesinde 'şeffaflık' ve 'hesap verebilirlik' ilkelerinin önemi hakkında ne gibi bir mesaj vermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184729

Metin yazarının bu hükme atıfta bulunarak yaptığı eleştiri, 'şeffaflık' ve 'hesap verebilirlik' ilkelerinin, özellikle 'Çözüm Süreci' gibi milli mutabakat gerektiren hassas konularda, sürecin meşruiyeti ve başarısı için vazgeçilmez olduğunu vurgulamaktadır. Yazarın mesajı şudur: Kanun, Hükümete kamuoyunu bilgilendirme görevi yüklemiş olmasına rağmen, uygulamada bu görev yerine getirilmemekte, insanların kafası karışmakta ve sürece duyulan güven zayıflamaktadır. Demokratik bir hukuk devletinde, hükümetler eylem ve işlemlerinden dolayı halka karşı sorumludur (hesap verebilirlik). Toplumu ve ülkenin geleceğini bu denli derinden etkileyen bir süreç, kapalı kapılar ardında, belirsizlikler içinde yürütülemez. Sürecin meşruiyet kazanması ve toplumsal destek bulabilmesi için şeffaflık esastır. Yazar, bu ilkenin gereği olarak şu soruların net bir şekilde kamuoyuna açıklanması gerektiğini talep etmektedir: - Sürecin somut hedefleri nelerdir? - Süreç ne zaman ve nasıl sonlanacaktır? - Kalıcı barış hangi şartlarda sağlanacaktır? - Sürecin hukuki altyapısı nasıl tesis edilecektir? - Türkiye'nin üniter yapısı gibi temel değerlerin korunacağı garanti ediliyor mu? Bu soruların cevapsız kalması, süreci spekülasyonlara, güvensizliğe ve nihayetinde başarısızlığa açık hale getirir. Dolayısıyla, yazarın eleştirisi, kanuni bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinin sadece bir usul hatası değil, aynı zamanda demokratik meşruiyet ve toplumsal barışın inşası önünde ciddi bir engel olduğuna işaret etmektedir.