Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/16704 K. sayılı kararında, sanığın kızının beslenme çantasını vermek için ders saatinde sınıfa girmesi ve öğretmenle tartışması eyleminin, TCK m. 112'deki 'eğitim ve öğretimin engellenmesi' suçunu oluşturmadığına karar verilirken, suçun hangi manevi unsuru üzerinde durulmuştur? Bir fiilin, objektif olarak eğitimi kısa bir süreliğine kesintiye uğratmasının, tek başına bu suçun oluşması için neden yeterli olmadığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184728

Yargıtay bu kararında, suçun 'manevi unsuru' olan 'özel kast' üzerinde durmuştur. TCK m. 112'de düzenlenen suçun oluşabilmesi için, failin fiilinin objektif olarak eğitimi engellemesi yeterli değildir; aynı zamanda failin bu sonuca yönelik bir 'bilinç ve irade' ile, yani 'eğitim ve öğretimi engelleme özel kastı' ile hareket etmesi gerekir. Somut olayda sanığın amacı, eğitimi veya öğretimi engellemek değil, sadece kızına beslenme çantasını ulaştırmaktır. Sınıfa girmesi ve öğretmenle tartışması, bu temel amacını gerçekleştirirken ortaya çıkan yan bir eylemdir. Her ne kadar bu eylem, dersin akışını fiilen kısa bir süreliğine kesintiye uğratmış olsa da, sanığın kastı bu yönde değildir. Failin iradesi, eğitimi sabote etmeye, durdurmaya veya engellemeye yönelik olmadığından, suçun manevi unsuru oluşmamıştır. Bu karar, ceza hukukunun temel ilkelerinden birini vurgulamaktadır: Bir suçun oluşması için sadece fiilin (objektif unsur) varlığı yetmez; failde o suçu işlemeye yönelik kastın (sübjektif unsur) da bulunması gerekir. Yorum yoluyla veya fiilin yarattığı objektif sonuçtan hareketle kastın varlığı kabul edilemez. Failin asıl amacı ve niyeti (saiki) manevi unsurun tespitinde kritik bir rol oynar. Sanığın özel kastı eğitim ve öğretimi engellemek olmadığından, eylem TCK m. 112 kapsamında değil, belki şartları varsa tehdit veya hakaret gibi başka suçlar kapsamında değerlendirilebilir.