Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/3772 K. sayılı kararında, yardım nafakası talep eden davacının, dava açıldıktan sonra yargılama devam ederken emekli olması ve bir gelire kavuşması, nafaka talebini nasıl etkilemiştir? Mahkemenin, davacının emekli olduğu tarihi dikkate almadan, davanın kabulüne karar vermesi neden hukuka aykırı bulunmuştur? Bu karar, yardım nafakası koşullarının hangi an itibarıyla değerlendirilmesi gerektiği ve sonradan değişen koşulların karara etkisine ilişkin ne gibi bir ilke ortaya koymaktadır?
Yargıtay'ın bu kararında, davacının yargılama sırasında emekli olması, nafaka talebini kısmen etkilemiştir. Kararın arkasındaki ilke şudur: Yardım nafakasının temel koşulu, talep edenin 'yoksulluğa düşecek olması'dır. Bir dava, kural olarak 'açıldığı tarihteki koşullara göre' değerlendirilir. Somut olayda, davacı dava açtığı tarihte ev hanımı olup bir geliri bulunmadığından, yoksulluk koşulunu sağlamaktadır ve bu nedenle dava açmakta haklıdır. Dolayısıyla, dava tarihinden itibaren nafakaya hükmedilmesi doğrudur. Ancak, yargılama devam ederken davacı emekli olmuş ve düzenli bir gelire (emekli maaşı) kavuşmuştur. Bu yeni durum, onun artık yoksulluk koşulunu taşımadığı anlamına gelebilir. Mahkemenin, bu yeni ve önemli durumu göz ardı ederek, sanki dava boyunca yoksulluk devam etmiş gibi süresiz bir nafakaya hükmetmesi, 'maddi vakıalara ve hukuka aykırı' bulunmuştur. Yargıtay, bu nedenle hükmü düzeltmiştir. Buna göre, nafaka, dava tarihinden başlayarak, davacının yoksulluk durumunun sona erdiği 'emekli olduğu tarihe kadar' olan dönem için hesaplanmalı ve bu şekilde hüküm kurulmalıdır. Bu karar, yardım nafakası koşullarının sadece dava anında değil, yargılama süresince de varlığını sürdürmesi gerektiğini ve mahkemenin, yargılama sırasında ortaya çıkan ve davanın sonucunu etkileyen maddi değişiklikleri (davacının gelire kavuşması gibi) re'sen dikkate alması gerektiğini ortaya koyan önemli bir ilke içermektedir.