Ulaşım araçlarının kaçırılması (TCK m. 223) suçunun, trafikteki bir anlaşmazlık sonucu bir aracın önünün kesilerek durdurulması şeklinde işlenmesi durumunda, suçun 'özel kast' unsurunun oluşup oluşmadığı nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/1817 K. sayılı kararında, sanığın kastının 'ulaşım aracını kaçırmak veya alıkoymak' değil, 'zarar vermek veya yaralamak' olduğu sonucuna nasıl varılmıştır? Bu ayrım, suçun vasıflandırılması açısından neden önemlidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184726

TCK m. 223'teki suçun manevi unsurunun oluşabilmesi için failde 'genel kast' yeterli görülmekle birlikte, fiilin objektif olarak 'ulaşım aracının seyrini engelleme, durdurma veya başka yere götürme' amacına yönelik olması gerekir. Trafikteki bir anlaşmazlık sonucu anlık bir öfkeyle aracın önünün kesilmesi durumunda, failin nihai amacının (özel kastının) ne olduğunun tespiti kritik hale gelir. Yargıtay 8. CD'nin ilgili kararında, sanığın kastının TCK m. 223'ü oluşturmadığı sonucuna varılmasının nedeni, olayın bütününün değerlendirilmesidir. Sanık, aracın önünü kestikten sonra, aracı kaçırma, içindekileri rehin alma veya aracı başka bir yere götürme gibi bir eylemde bulunmamış; bunun yerine doğrudan diğer aracın sürücüsüne saldırmış (yaralama) ve araca zarar vermiştir. Bu durum, sanığın asıl amacının ulaşım aracının seyrine müdahale etmek değil, trafikteki husumeti nedeniyle karşısındaki kişiye zarar vermek veya ondan hesap sormak olduğunu göstermektedir. Yani, aracın durdurulması, ulaşım hürriyetini ihlal etmek için bir 'amaç' değil, yaralama veya mala zarar verme suçlarını işleyebilmek için bir 'araç' olarak kullanılmıştır. Bu ayrım suçun vasıflandırılması açısından hayati önemdedir. Eğer kastın TCK m. 223'ü oluşturduğu kabul edilseydi, sanık 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektiren bir suçtan yargılanacaktı. Ancak kastın yaralama ve mala zarar vermeye yönelik olduğu kabul edildiğinde, sanık bu suçlardan (TCK m. 86, m. 151) yargılanacaktır ki bu suçların cezaları ve yargılama usulleri farklıdır. Ayrıca, bu suçlar şikayete tabi olabilirken, TCK m. 223 şikayete tabi değildir. Bu nedenle doğru vasıflandırma, adil bir yargılama için zorunludur.