Ceza muhakemesinde, delillerin ortaya konulup tartışılmasından sonra mahkemenin CMK m. 223'e uygun bir hüküm kurması gerekir. Metin yazarının eleştirdiği 'mahkemenin önceden karar hazırlamış ve bu kararı bilişim sistemine aktarmak suretiyle hüküm tesis etmesi' uygulaması, hangi temel ceza muhakemesi ilkelerini ihlal eder? Bu uygulamanın, Anayasa m. 138/1 ('Hakimler, ... Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler.') ile olan çelişkisini, 'vicdani kanaatin' oluşma zamanı ve süreci açısından tartışınız.
Bu uygulama, birçok temel ceza muhakemesi ilkesini ihlal eder: 1) Delillerin Doğrudan Doğruyalığı ve Yüz Yüzelik: Bu ilkeler, hakimin kararına dayanak yapacağı delillerle duruşmada doğrudan temas kurmasını, tanıkları bizzat dinlemesini, delilleri bizzat görmesini gerektirir. Karar önceden hazırlandığında, duruşmada sonradan ortaya konacak delillerin veya yapılacak son savunmaların karara etki etme imkanı ortadan kalkar. 2) Sözlülük ve Çelişmeli Yargı (CMK m. 216): Bu ilke, tarafların delilleri ve iddiaları mahkeme önünde sözlü olarak tartışmasını gerektirir. Kararını önceden hazırlamış bir hakim, bu tartışmayı sadece bir formalite olarak izlemiş olur. Bu durum, savunma hakkının (Anayasa m. 36) özünü zedeler. 3) Müzakere Gizliliği ve Oylama (Heyet halindeki mahkemeler için): Kararın, duruşma bittikten sonra heyetin kapalı bir müzakere ile ve her üyenin görüşünü beyan etmesiyle oluşması gerekir (CMK m. 229). Önceden hazırlanmış bir karar, bu kolektif karar alma sürecini yok sayar. Anayasa m. 138/1 ile olan çelişki ise şuradadır: 'Vicdani kanaat', soyut veya önceden oluşmuş bir kanı değildir. Vicdani kanaat, duruşmanın başından sonuna kadar, tüm delillerin ortaya konulup taraflarca tartışılmasından sonra, hakimin zihninde oluşan ve gerekçelendirilebilen nihai bir sonuçtur. Kararını duruşma bitmeden, özellikle tarafların son sözleri (son savunma) alınmadan önce hazırlayan bir hakim, vicdani kanaatinin henüz tam olarak şekillenmemiş olması gereken bir aşamada kararını oluşturmuş demektir. Bu, hükmün delillerin tartışılmasından sonra değil, delillerin tartışılmasından 'önce' verildiği anlamına gelir ve vicdani kanaatin oluşum sürecinin doğasına aykırıdır. Bu durum, adil yargılanma hakkına ve 'görünüşte adalet' ilkesine ağır bir darbe vurur.