Bir kişinin sabıkasız olması, hakkında 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' (CMK m. 171) kararı verilebilmesi için tek başına yeterli midir? Bu kurumun uygulanabilmesi için, sabıkasızlık şartı ile birlikte gerçekleşmesi gereken diğer objektif ve subjektif koşulları sıralayınız. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' (HAGB) kararından temel farkı nedir?
Hayır, bir kişinin sabıkasız olması (CMK m. 171/1-a: 'daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması') kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) için gerekli bir şart olmakla birlikte, tek başına yeterli değildir. Bu kararın verilebilmesi için, sabıkasızlık şartıyla birlikte şu koşulların da gerçekleşmesi gerekir: 1) Suçun Niteliği (Objektif Koşul): Suçun üst sınırının 'üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını' gerektirmesi gerekir. Ayrıca, kanunda sayılan istisnai suçlardan (örgüt suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar vb.) olmamalıdır. 2) Zararın Giderilmesi (Objektif Koşul): Suçla mağdurun veya kamunun uğradığı bir zarar varsa, bu zararın şüpheli tarafından tamamen (aynen iade, tazmin vb. yollarla) giderilmesi şarttır. 3) Şüphelinin Kişiliği (Subjektif Koşul): Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının, KDAE kararı verilmesi halinde 'şüphelinin suç işlemekten çekineceği' kanaatine varması gerekir. 4) Kamu Yararı (Subjektif Koşul): Savcının, KDAE kararının, 'şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı' olacağı değerlendirmesini yapması gerekir. KDAE ile HAGB arasındaki temel fark, uygulandıkları aşama ve hukuki sonuçlarıdır: KDAE, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından verilir ve şüpheli hakkında bir 'dava açılmasını' engeller. Beş yıllık erteleme süresi sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. HAGB ise, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından verilir; ortada açılmış bir dava ve verilmiş bir 'mahkumiyet hükmü' vardır, ancak bu hükmün 'açıklanması' ve hukuki sonuç doğurması ertelenir.