Bir ceza davasında, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü Yargıtay tarafından 'sanık lehine' bozulduğunda, bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada ortaya çıkan yargılama giderlerinin sanığa yükletilip yükletilemeyeceğini, CMK m. 330 ve Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/4639 K. sayılı kararı çerçevesinde açıklayınız. Bu durumda yargılama giderlerinin nasıl bir ayrıma tabi tutulması gerekmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184723

Sanık lehine yapılan bir bozma sonrası, yargılama giderlerinin sanığa yükletilip yükletilemeyeceği, giderin hangi aşamada yapıldığına göre değişir. CMK m. 330/1, 'Kanun yollarından birine başvuran taraf, bu başvurusunu geri almasından veya başvurunun reddolunmasından ileri gelen giderleri öder.' hükmünü içerir. Ancak bir başvurunun kabul edilmesi ve kararın lehe bozulması durumunda, bu kanun yolu sürecine sanık haksız yere sebebiyet vermiş sayılmaz. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/4639 K. sayılı kararında bu ilke somutlaştırılmıştır. Karara göre, yargılama giderleri ikiye ayrılarak değerlendirilmelidir: 1) Bozma Öncesi Yargılama Giderleri: İlk derece mahkemesinin yaptığı ve Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunan ilk hükme kadar olan yargılama giderleri. Bu giderler, nihai olarak verilecek yeni hükmün sonucuna göre (mahkumiyet, beraat vb.) değerlendirilir. Eğer sanık yine mahkum edilirse, bu eski giderler kendisine yüklenebilir. Kararda da bu yönde bir uygulama yapılmıştır. 2) Bozma Sonrası Yargılama Giderleri: Yargıtay'ın lehe bozma kararı sonrası, yeniden yapılan yargılama sırasında ortaya çıkan giderler (yeni tebligatlar, bilirkişi ücretleri vb.). Yargıtay kararına göre, bu giderler sanık lehine olan bozma nedeniyle yapıldığı için, sanığa yükletilemez ve 'kamu üzerinde bırakılması' gerekir. Çünkü bu ek masraflara, ilk derece mahkemesinin yaptığı hukuka aykırılık sebep olmuştur. Sanığın bu süreçte bir kusuru yoktur. Dolayısıyla, lehe bozma halinde, sadece bozma sonrası yapılan yargılama giderleri kamu üzerinde bırakılır.