TCK m. 297/4'te düzenlenen etkin pişmanlık hükmü, infaz kurumuna yasak eşya sokma suçunda 'bilgi verme' karşılığında ceza indirimi öngörmektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için verilen bilginin niteliği ne olmalıdır? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/9932 K. sayılı kararında, sanığın 'suça konu uyuşturucu maddeyi tanık ... isimli hükümlüden temin ettiğini' belirtmesi üzerine, mahkemenin bu beyanla yetinmeyip neyi araştırması gerektiği belirtilmiştir? Bu durum, etkin pişmanlıkta 'samimiyet' ve 'doğruluk' unsurlarının önemini nasıl göstermektedir?
TCK m. 297/4'teki etkin pişmanlık hükmünden yararlanabilmek için, failin verdiği bilginin sadece soyut bir iddiadan ibaret olmaması; somut, doğrulanabilir ve suçun aydınlatılmasına, özellikle de yasak eşyanın kaynağının ve suç ağının ortaya çıkarılmasına 'yardımcı olacak' nitelikte olması gerekir. Sadece bir isim vermek yeterli değildir. Yargıtay 8. CD'nin ilgili kararında, sanığın sadece bir isim vermesiyle yetinilmesini eksik soruşturma olarak görmüştür. Karara göre mahkemenin, bu beyanın doğruluğunu araştırmak için; a) Adı verilen kişi (tanık) hakkında bu olayla ilgili açılmış bir soruşturma veya kovuşturma olup olmadığını sorması, b) Eğer yoksa, bu beyan üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunularak bir soruşturma başlatılmasını sağlaması, c) Bu soruşturmanın sonucunu beklemesi ve sanığın verdiği bilginin doğrulanıp doğrulanmadığını tespit etmesi gerekmektedir. Ancak bu araştırmalar sonucunda sanığın hukuki durumu (etkin pişmanlıktan yararlanıp yararlanamayacağı) belirlenebilir. Bu karar, etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için failin beyanının 'samimi' ve 'doğru' olmasının arandığını açıkça göstermektedir. Failin, sırf ceza indirimi almak amacıyla asılsız veya soyut bir iddiada bulunması, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli değildir. Verilen bilginin, adli makamları harekete geçirecek ve suçla mücadeleye somut bir katkı sağlayacak nitelikte olması şarttır.