Bir davada, davalının cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmaksızın davanın esasına ilişkin savunma yapması, HMK m. 19/4 uyarınca davanın açıldığı mahkemenin 'yetkili hale gelmesi' sonucunu doğurur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/7917 K. sayılı kararında, davalının önce esasa cevap verip, daha sonra cevap süresi içinde verdiği 'ikinci bir dilekçe' ile yetki itirazında bulunması neden kabul edilmemiştir? Bu durumu, HMK m. 131'deki 'cevap dilekçesi verilmesinin sonucu' kuralıyla ilişkilendirerek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184719

Yargıtay'ın bu kararda davalının sonradan yaptığı yetki itirazını kabul etmemesinin temel nedeni, HMK m. 131'de düzenlenen kesin kuraldır. HMK m. 19/2, yetki itirazının 'cevap dilekçesinde' ileri sürülmesi gerektiğini belirtir. HMK m. 131 ise bu kuralı daha da somutlaştırarak, 'Cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez.' demektedir. Bu hüküm, davalının ilk cevap dilekçesiyle birlikte usuli bir tercih yaptığını ve bu tercihinden dönemeyeceğini ifade eder. Somut olayda davalı, ilk olarak davanın esasına ilişkin (husumet itirazı içeren) bir cevap dilekçesi vermiştir. Bu dilekçede yetki itirazında bulunmayarak, davanın o mahkemede görülmesini zımnen kabul etmiş ve esasa girmiştir. HMK m. 19/4 uyarınca, bu anda mahkeme yetkili hale gelmiştir. Davalının, henüz yasal cevap süresi bitmemiş olsa bile, sonradan 'ikinci bir dilekçe' ile yetki itirazı ileri sürmesi, HMK m. 131'in açık lafzına aykırıdır. Cevap dilekçesi bir bütündür ve ilk itirazlar bu dilekçede yer almalıdır. Davalı, ilk dilekçeyi vererek 'ilk itirazda bulunma' hakkını tüketmiştir. Bu, yargılamanın selametini ve usul ekonomisini sağlamaya yönelik, davalının çelişkili davranışlarını önleyen bir kuraldır.