Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2020/5751 K. sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin hükmün kanun yolu merciini ve süresini 'istinaf, Bölge Adliye Mahkemesi ve 7 gün' olarak yanlış göstermesinin, sanık müdafiinin 'eski hale getirme ve temyiz' talebinin süresinde kabul edilmesine neden olan hukuki gerekçesi nedir? Anayasa m. 40/2 ve CMK'nın ilgili maddeleri (34/2, 232/6) uyarınca, mahkemelerin kararlarında kanun yolunu 'açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde' gösterme yükümlülüğünün önemini tartışınız.
Yargıtay'ın bu karardaki hukuki gerekçesi, mahkemelerin 'kararlara karşı başvuru yollarını gösterme' yükümlülüğünü ihlal etmesinin, tarafın süreyi kaçırmasında haklı bir neden oluşturacağı ilkesine dayanır. Anayasa'nın 40/2. maddesi, 'Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.' hükmünü amirdir. Bu anayasal yükümlülük, CMK m. 34/2 ve m. 232/6'da da tekrarlanmıştır. Buna göre mahkeme, kararının tefhimi veya tebliği sırasında, bu karara karşı hangi kanun yoluna (itiraz, istinaf, temyiz), hangi merciye (BAM, Yargıtay) ve hangi süre içinde başvurulabileceğini 'açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde' göstermekle yükümlüdür. Somut olayda, Yargıtay'ın bozması üzerine yeniden karar veren ilk derece mahkemesinin hükmü, aslında doğrudan 'temyize' tabidir. Ancak mahkeme, hatalı bir şekilde kanun yolunu 'istinaf', merciyi 'Bölge Adliye Mahkemesi' ve süreyi '7 gün' (temyiz süresi 15 gündür) olarak göstermiştir. Mahkemenin bu hatalı bilgilendirmesi, sanık müdafiini yanıltmıştır. Bu durumda, müdafiin yasal süreyi (15 günlük temyiz süresini) kaçırmasında kendi kusuru yoktur; kusur, hatalı bildirimde bulunan mahkemenindir. Bu nedenle Yargıtay, müdafiinin sonradan yaptığı 'eski hale getirme ve temyiz' talebini, mahkemenin yanıltması nedeniyle öğrenme üzerine ve süresinde yapılmış kabul ederek incelemeye almıştır. Bu durum, mahkemelerin kanun yolu bildirim yükümlülüğünün, adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetinin etkin bir şekilde kullanılabilmesi için ne kadar hayati bir usuli güvence olduğunu göstermektedir.