Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2016/7320 K. sayılı kararında, asliye ceza mahkemesi hakiminin, sanığın 'yeterli araştırma yapmadığı' yönündeki beyanı üzerine dosyadan çekinme kararı vermesi, üst mahkeme tarafından neden 'tabii hakim ilkesine aykırı' bulunarak bozulmuştur? Bir sanığın, hakimin kararlarını veya usuli işlemlerini beğenmemesinin, CMK m. 24'te düzenlenen 'tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler' kapsamında haklı bir ret veya çekinme sebebi olarak kabul edilip edilemeyeceğini tartışınız.
Yargıtay kararında, hakimin çekinme kararının bozulmasının temel nedeni, çekinme gerekçesinin yasal ve somut bir dayanağının olmamasıdır. Bir hakimin bir davadan çekinmesi veya reddedilmesi, ancak kanunda sayılan mutlak yasaklılık halleri (CMK m. 22) veya tarafsızlığına ilişkin 'somut ve haklı' şüpheler uyandıran nedenlerin (CMK m. 24) varlığı halinde mümkündür. Sanığın, hakimin 'yeterli araştırma yapmadığı' veya verdiği ara kararları beğenmediği gibi soyut ve subjektif iddiaları, tek başına hakimin tarafsızlığını şüpheye düşüren haklı bir sebep olarak kabul edilemez. Yargılamanın bir tarafının, hakimin usuli işlemlerinden memnun kalmaması, hakimin tarafsızlığını yitirdiği anlamına gelmez. Aksi bir kabul, 'tabii (doğal) hakim ilkesi'ni (Anayasa m. 37) zedeler. Tabii hakim ilkesi, bir davaya, o davanın ortaya çıkmasından önce kanunla belirlenmiş olan hakimin bakmasını güvence altına alır ve tarafların kendi hakimini seçmesini veya beğenmediği hakimden keyfi olarak kurtulmasını engeller. Eğer her sanık, aleyhine bir karar veren veya talebini reddeden hakimin tarafsızlığından şüphe duyduğunu iddia ederek onun davadan çekilmesini sağlayabilseydi, yargı düzeni işlemez hale gelir ve davaların sürüncemede kalmasının önü açılırdı. Bu nedenle Yargıtay, sanığın soyut iddiasına dayanarak dosyadan çekinen hakimin kararını, tabii hakim ilkesine aykırı bularak bozmuştur.