Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/840 K. sayılı kararında, davalı bankanın, davacının maaş hesabından yaptığı kesintinin 'icra dairesinin işlemi olduğu' yönündeki savunması neden kabul görmemiştir? Kararda, bankanın kendi alacağı için icra takibi yolunu tercih etmesinin, aynı alacak için ayrıca sözleşmesel 'takas-mahsup' yetkisini kullanmasına engel teşkil edip etmeyeceği konusunda ortaya konulan ilkeyi tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184703

HGK kararında, bankanın bu savunması iki temel nedenle kabul görmemiştir: 1) Fiili Durumla Çelişmesi: Dosyadaki icra müdürlüğü yazıları ve hesap hareketleri incelendiğinde, icra dairesinin sadece maaşın yasal dörtte birlik kısmının haczi için talimat verdiği, bunun üzerindeki kesintilerin ise banka tarafından '715 takip hesabına aktar…' veya 'Virman…' gibi açıklamalarla, icra dairesinin bir talimatı veya bilgisi olmaksızın tek taraflı olarak yapıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla bankanın savunması, dosyadaki somut delillerle örtüşmemektedir. 2) Hukuki Yolların Seçimi ve Sonuçları: Kararda örtük olarak, bir alacaklının alacağını tahsil için birden fazla yoldan birini seçtiğinde, o yolun kurallarına tabi olması gerektiği ilkesi benimsenmiştir. Banka, alacağı için 'icra takibi' yolunu seçmiş ve bu yolla maaşın İİK m. 83'e uygun olarak dörtte birini haczettirmiştir. Bu yolu seçtikten sonra, aynı alacak için, icra hukukunun borçluyu koruyan emredici hükümlerini (maaşın haczedilemez kısmı) bertaraf edecek şekilde, sözleşmedeki geçersiz (İİK m. 83/a uyarınca) bir takas-mahsup yetkisini ayrıca kullanması, hakkın kötüye kullanılması anlamına gelir. Alacaklı, ya genel hükümlere göre takas/mahsup (eğer şartları varsa) yolunu seçecek ya da icra takibi yolunu seçecektir. İcra takibi yolunu seçtiğinde, o yolun borçlu lehine getirdiği güvencelere de katlanmak zorundadır. İki yolu aynı anda ve borçlu aleyhine olacak şekilde birleştiremez.