Mirasın hükmen reddi (TMK m. 605/2) davası ile mirasın gerçek reddi (TMK m. 605/1) arasındaki temel farkları, 'süre', 'şekil' ve 'hukuki sonuç' açısından karşılaştırınız. Hükmen ret davasının süreye tabi olmamasının ardındaki mantık nedir?
Mirasın gerçek reddi ile hükmen reddi arasında temel farklar şunlardır: 1) Süre: Bu en temel farktır. Gerçek ret (TMK m. 609), mirasçının mirası reddetme iradesini kullanmasıdır ve murisin ölümünü öğrenmeden itibaren 'üç aylık' hak düşürücü süreye tabidir. Hükmen ret (TMK m. 605/2) ise bir irade beyanına değil, bir durumun (terekenin borca batık olması) tespitine dayanır ve bu nedenle herhangi bir 'süreye tabi değildir'. 2) Şekil: Gerçek ret, mirasçı tarafından sulh mahkemesine yapılacak sözlü veya yazılı bir 'ret beyanı' ile gerçekleşir. Bu, tek taraflı bir hukuki işlemdir. Hükmen ret ise, alacaklılara karşı açılan bir 'tespit davası' ile olur. Mahkeme kararı gerektirir. 3) Hukuki Sonuç ve İspat Yükü: Gerçek rette, mirasçı mirası kayıtsız şartsız reddettiğini beyan eder; terekenin durumunu ispatlamak zorunda değildir. Red beyanıyla birlikte mirasçılık sıfatı (ve borçlardan sorumluluk) geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Hükmen rette ise, mirasçının temel ispat yükü, murisin ölüm anında terekesinin 'borca batık' (pasiflerinin aktiflerinden fazla) olduğunu kanıtlamaktır. Mahkeme bu durumu tespit ettiğinde, mirasın kanun gereği 'reddedilmiş sayıldığına' karar verir. Hükmen reddin süreye tabi olmamasının ardındaki mantık, kanun koyucunun, zaten borçlarını dahi karşılayamayan bir terekenin mirasçılara geçmesinde ne mirasçıların ne de alacaklıların bir menfaati olmadığını kabul etmesidir. Ortada mirasçıların edinebileceği bir değer olmadığından, kanun bir karine (varsayım) yaratarak, bu durumun açıkça belli olması halinde mirasın reddedilmiş sayılacağını ve bu durumun tespitinin her zaman istenebileceğini kabul etmiştir.