Yüce Divan yargılamasında, 6216 sayılı Kanun'da açık bir atıf hükmü bulunmamasının, CMK'nın uygulanmasını engelleyip engellemeyeceği tartışmasını, metinde sunulan 'genel kanun' ve 'keyfilik yasağı' argümanları üzerinden değerlendiriniz. Bir ceza yargılamasında usul kurallarının kanunla belirlenmesinin, 'yazılı hukuk sistemi' ve 'hakların korunması' açısından taşıdığı önemi açıklayınız.
Metin yazarına göre, 6216 sayılı Kanun'da açık bir atıf olmaması, CMK'nın uygulanmasını engellemez. Bu sonuç, iki temel argümana dayanır: 1) Genel Kanun Niteliği: CMK m. 1, 'Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler' hükmüyle, kendisini ceza muhakemesi alanında 'genel kanun' (lex generalis) olarak konumlandırmıştır. Özel kanunlarda (6216 sy. K. gibi) bir konuda hüküm bulunmayan hallerde, genel kanun olan CMK'nın uygulanması, hukuk sistematiğinin doğal bir sonucudur. 2) Keyfilik Yasağı: Eğer Yüce Divan, hüküm bulunmayan hallerde CMK'yı uygulamazsa, geriye tek bir seçenek kalır: Yargılamayı kendi belirleyeceği usul kurallarına göre, yani bir anlamda 'keyfi' olarak yapmak. Bu durum, 'hukuk devleti' ilkesi ve adil yargılanma hakkının temel güvenceleriyle (kanunla kurulmuş bir mahkemede, kanuni usullere göre yargılanma) taban tabana zıttır. Yazılı hukuk sisteminde, bir ceza yargılamasında maddi hakikate ulaşılırken sanığın, mağdurun ve diğer süjelerin haklarının nasıl korunacağı, delillerin nasıl toplanıp değerlendirileceği gibi hususların önceden kanunla belirli, açık ve öngörülebilir olması esastır. Bu, hem keyfiliği önler hem de taraflara hukuki güvence sağlar. Dolayısıyla, 6216 sayılı Kanun'un 57. maddesindeki 'yürürlükteki kanunlara göre duruşma yapar' ifadesi, bu keyfiliği önlemek ve yargılamayı genel kanun olan CMK'nın güvencelerine bağlamak için yeterli bir dayanak olarak kabul edilmelidir.