Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2019/8759 K. sayılı kararında, katılana ait kimlik fotokopisi kullanılarak sahte abonelik sözleşmesi düzenlenmesi fiilinin, neden TCK m. 158/1-d'de düzenlenen 'kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık' suçunu oluşturma ihtimali bulunduğu ve bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir? 'Kimlik fotokopisi'nin bu suçun unsuru olan 'kamu kurumunun aracı' olarak kabul edilmesinin hukuki mantığını tartışınız.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, TCK m. 158/1-d'deki nitelikli halin oluşması için, failin dolandırıcılık eylemini gerçekleştirirken, kamu kurumunun sadece ismini veya saygınlığını değil, o kuruma ait veya o kurum tarafından düzenlenen ve ispat gücü olan 'maddi bir varlığı' hileli eylemlerinde bir araç olarak kullanması gerekir. Nüfus cüzdanı, pasaport, tapu senedi gibi belgeler, devlet tarafından düzenlenen ve güvenilirliği kamu otoritesine dayanan maddi varlıklardır. Yargıtay, bu belgelerin asılları gibi fotokopilerinin de, sahtecilik eylemleriyle birleştirildiğinde, mağdurda güven oluşturma ve denetim mekanizmalarını aşma potansiyeli taşıdığını kabul etmektedir. Yargıtay 15. CD'nin ilgili kararında, failin sahte abonelik sözleşmesi düzenlerken kullandığı 'kimlik fotokopisi', Nüfus İdaresi'nin (bir kamu kurumu) maddi varlığı olan nüfus cüzdanının bir yansıması olarak görülmüştür. Fail, bu belgeyi kullanarak telekomünikasyon şirketini (mağduru) aldatmış ve haksız bir menfaat temin etmiştir. Bu eylemin, basit dolandırıcılık sınırlarını aşarak, kamu kurumunun yarattığı güven ortamını kötüye kullanan daha nitelikli bir fiil olma ihtimali bulunmaktadır. Nitelikli dolandırıcılık suçu ise Ağır Ceza Mahkemesi'nin görev alanına girdiği için (5235 sy. Kanun m. 12), Asliye Ceza Mahkemesi'nin bu delilleri takdir etme yetkisi yoktur. Bu nedenle Yargıtay, delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.