HMK m. 275/1, bilgisine başvurulan bilirkişiye, 'görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini' bildirme yükümlülüğü getirmektedir. Bu mazeretlerin ne olabileceğini, HMK'nın bilirkişilikle ilgili genel ilkeleri ve hakimin reddi sebepleriyle (CMK m. 22-24) kıyas yaparak yorumlayınız. Bir bilirkişinin, davanın taraflarından biriyle yakın akrabalık ilişkisi içinde olmasının, bu kapsamda haklı bir mazeret ve aynı zamanda bir 'ret sebebi' teşkil edip etmeyeceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184684

HMK m. 275/1'deki 'görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretler', kanunda tek tek sayılmamış olup, hakimin takdirine bırakılmıştır. Ancak bu mazeretler, bilirkişinin görevini objektif, tarafsız ve gereği gibi yapmasına engel olacak nitelikteki ciddi sebepler olmalıdır. Bunlar arasında; ağır hastalık, bilirkişinin uzmanlık alanıyla ilgili olmasa da iş yoğunluğunun raporu süresinde hazırlamaya engel olması, inceleme konusuyla ilgili önceden bir görüş beyan etmiş olması veya tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer haller sayılabilir. Bu halleri yorumlarken, hakimin reddi ve tanıklıktan çekinme sebeplerinden kıyasen yararlanılabilir. Bir bilirkişinin, davanın taraflarından biriyle yakın akrabalık (örneğin, CMK m. 22'de sayılan üstsoy-altsoy, 3. dereceye kadar kan hısımlığı gibi) ilişkisi içinde olması, hem HMK m. 275 kapsamında 'görevi kabulden kaçınmak için haklı bir mazeret' hem de taraflar için bir 'ret sebebi' teşkil eder. Zira bu durum, bilirkişinin tarafsızlığı konusunda haklı ve ciddi bir şüphe yaratır. Bilirkişi, tıpkı hakim gibi, yargılamanın adil bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olan bir süjedir ve tarafsızlığı esastır. HMK m. 272/2, hakimin reddini gerektiren sebeplerin bilirkişi hakkında da geçerli olduğunu açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla, böyle bir akrabalık ilişkisi olan bilirkişi, durumu HMK m. 275 uyarınca derhal mahkemeye bildirerek görevden çekinmeli, bildirmezse dahi taraflar bu durumu öğrenir öğrenmez bilirkişinin reddini talep edebilirler.