Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/7167 K. sayılı kararında, sanığın başıboş bıraktığı hayvanın kazaya neden olması sonucu katılanların 'basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde' yaralandığı tespit edilmesine rağmen, ilk derece mahkemesinin 'suçun yasal unsurları oluşmadığı' gerekçesiyle verdiği beraat kararını neden bozmuştur? Kararda vurgulanan 'adli muayene raporu' ve 'Adli Tıp Kurumu kusur raporu'nun, taksirle yaralama suçunun (TCK m. 89) unsurlarının oluştuğunun ispatındaki rolünü açıklayınız.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin beraat kararını şu temel gerekçeyle bozmuştur: İlk derece mahkemesi, 'katılanların vücutlarında bir yaralanma olmadığı' şeklinde hatalı bir tespitle beraat kararı vermiştir. Oysa dosyada bulunan 'adli muayene raporları', katılanların olay nedeniyle 'basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde' yaralandıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Taksirle yaralama suçunun (TCK m. 89) maddi unsurunun oluşması için, netice olarak 'başkasının vücuduna acı verilmesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulması' yeterlidir. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek bir yaralanma dahi bu tanıma dahildir ve suçun oluşması için yeterlidir. Dolayısıyla, adli raporlarla sabit olan bu yaralanma görmezden gelinerek 'suçun unsurları oluşmadı' denilemez. Kararda atıf yapılan Adli Tıp Kurumu kusur raporu ise, suçun manevi unsuru olan 'taksir'in varlığını ispatlamaktadır. Rapor, sanığın hayvanını başıboş bırakarak kazaya sebep olması nedeniyle 'asli kusurlu' olduğunu tespit etmiştir. Bu durum, sanığın gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve neticenin öngörülebilir olduğunu göstermektedir. Özetle, adli muayene raporu suçun 'netice' unsurunu, ATK kusur raporu ise 'taksir' unsurunu ispatladığından, suçun tüm yasal unsurları oluşmuştur ve sanığın taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır.