Bir kişinin icra dairesinde nemalandırılması gereken parasının, yargı sürecinin uzaması nedeniyle nemalandırılmaması sonucu uğradığı değer kaybı, Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet hakkı ihlali olarak kabul edilebilir mi? AYM'nin Elsis Elektrik (B.B 2019/20771) ve Fatma YILDIRIM kararları ışığında, devletin 'pozitif yükümlülüğü' kapsamında, kontrolü altındaki mal ve hakların ekonomik değerini koruyucu tedbirleri alma görevi ve bu görevin ihlalinin sonuçlarını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #184674

Evet, AYM içtihatlarına göre bu durum mülkiyet hakkının ihlalini oluşturur. Anayasa'nın 35. maddesiyle korunan mülkiyet hakkı, devlete sadece mülkiyete keyfi olarak müdahale etmeme (negatif yükümlülük) değil, aynı zamanda mülkiyet hakkını üçüncü kişilerin ve kendi eylemlerinin olumsuz etkilerinden koruma (pozitif yükümlülük) görevi de yükler. AYM'nin Elsis Elektrik ve Fatma YILDIRIM kararlarında vurguladığı gibi, devletin hakimiyeti ve kontrolü altında bulunan varlıkların (örneğin icra dairesindeki bloke edilmiş para) ekonomik değerini koruyucu tedbirleri almak, bu pozitif yükümlülüğün bir parçasıdır. Cebri icra yoluyla tahsil edilen bir paranın, açılan davalar veya kanun yolu süreçleri nedeniyle uzun süre alacaklıya ödenmemesi ve bu süreçte icra dairesi tarafından nemalandırılmaması (örneğin, bir banka hesabına yatırılarak faiz işletilmemesi), paranın enflasyon karşısında reel olarak değer kaybetmesine neden olur. Bu değer kaybı, devletin pozitif yükümlülüğünü (koruyucu tedbir alma görevini) ihmal etmesinden kaynaklanan, mülkiyet hakkına yönelik bir müdahaledir. Bu müdahale, alacaklıya orantısız bir külfet yüklediği ve kamu yararı ile bireyin hakkı arasındaki adil dengeyi bozduğu için mülkiyet hakkının ihlaline yol açar. AYM, bu tür durumlarda başvurucuya maddi tazminat ödenmesine karar vermektedir.